
1931 · Turkish · Turkish
Ali Dağbağlı
Görüşme transkripti
Ali Dağbağlı
Video bağlantısı: https://www.youtube.com/watch?v=O_feRQfbwO4
Döküm
00:00:57
Hoş geldiniz ilk öncelikle bizimle böyle bir röportaj yaptığınız için teşekkür ediyoruz. Acaba ilk önce isminizi ve soyadınızı öğrenebilir miyiz?
00:01:08
Ali Dağbağlı
00:01:10
Ali bey hoş geldiniz Ali bey acaba okulu hangi okuldan mezun olduğunuzu hatırlıyor musunuz? Evet.
00:01:20
Lise mi? ortaokul mu?
00:01:21
İlkokul.
00:01:24
Peki Ali Bey doğum tarihinizi bize söyleyebilir misiniz?
00:01:28
Asıl doğum tarihim 8 Ağustos 1931
00:01:31
Doğum tarihiniz.
00:01:44
Doğum tarihi tamam kayıtlarda 7, nüfusta 1 Temmuz doğumluyum.
00:01:57
1 Temmuz doğumlu olarak gözüküyorsunuz, kardeşiniz var mı?
00:01:58
Evet, evet, evet.
00:02:02
8 kardeşlik başta ablamız ondan sonra 4 tane erkek 3 tane kız sonra maalesef en küçüklerimiz peşin sonra ablamız vefat etti. Şimdi 2 tane abim var.
00:02:21
Şu an o zaman, 4 erkek kardeşiz, 4 kız.
00:02:24
4 oğlan 4 kız başta ablamız ondan sonra 4 oğlan ondan sonra 3 kız.
00:02:31
Peki Ali Bey hangi tarihte askeri alındığınızı hatırlıyor musunuz?
00:02:36
Onuncu 1950’nin ikinci ayında doğdum tarihim.
00:02:43
Şey ikinci ayda mı?
00:02:44
İkinci ayın onunda doğum tarihim, askerlik, doğum tarihim.
00:02:49
Onuncu günün ikinci ayı.
00:02:51
İkinci ayın onu
00:02:52
İkinci ayın onu doğum tarihim.
00:02:55
Peki rütbeniz var mıydı? Rütbem Erdi. Evet.
00:03:04
Kore'ye hangi tarihte gittiniz?
00:03:05
Kore'ye 1950 dokuzuncu ayın 26’ sında İskenderun'dan hareket ettik.
00:03:10
Bir dakika. 9 Eylül’de mi gittiniz? Evet, dokuzuncu ayın kaçında?
00:03:17
26’sında gemiye bindik, yani hareket ettik.
00:03:21
O zaman onuncu ay civarı vardınız
00:03:23
Onuncu ayın 22’ sinde de Kore'ye vardık.
00:03:26
Busan’a indik.
00:03:28
Onuncu ayda vardınız.
00:03:39
Busan’ da ki limana. O zamanki liman da eski İzmir limanına benziyordu.
00:03:43
Peki Kore'de iken hangi alay hangi tabur, hangi bölük, hangi takımda var biliyor musun?
00:03:46
Şimdi bizim alay olarak 241 piyade alayı olarak geçiyor.
00:03:53
Benim birinci tabur karargâh bölüğü keşif takımı.
00:03:58
Karargâh bölüğü.
00:04:00
Birinci tavır, karargâh bölük keşif takımı.
00:04:03
Keşif takımı.
00:04:03
Peki Ali Bey Kore'ye vardığınızda Kore nasıl gözüküyordu?
00:04:08
Kore’ye vardığımız zaman çok iç açıcı değildi. Her taraf yanık, yıkıktı.
00:04:17
Orada gemiden indik. Trene bindik Daegu diye bir şehre gittik.
00:04:24
Mesela Daegu şehri nasıl gözüküyordu gözünüzde? Koreliler nasıllardı?
00:04:27
Koreliler o zamanki tabirle hem çok düşük vaziyettedir. Çok ihtiyaçlı kişilerdi. Çocuklar bağırıyorlardı, yollarda ‘çap çap’(Korece) diye bağırlardı.
00:04:45
‘Tambe’(Korece) diye sigaraymış yani o zamanki durum öyle yaparlardı. Hani pirinç saplarından evler.
00:04:55
Trene bindik. Daegu’ ya giderken 2-3 sefer trene bindik.
00:05:04
Pek şey değildik, kopardı bireyleri bir yere giderdi. Sabit telefon telsizlerinden haber verirdik.
00:05:13
Tekrar geriye gelip bağlayıp öyle Daegu şehrine gittik. Daegu şehrinde orada artık orası okul muydu? Kışla mıydı? Onu pek şey yapamayacağım oraya yerleştik.
00:05:29
Peki?
00:05:29
Aşağı yukarı 15 20 gün orada bir istirahat ettik. Ondan sonra tekrar diğerine bindik. Cepheye. Hangi cephelerde bulundunuz? Şimdi öyle o zamanki tabii yol yordam bilmediğimiz için yani Türkiye’ye olmuş olsa burası İstanbul, burası Ankara, burası İzmir burası Adana diye diyebilirdim de.
00:05:53
Orada öyle bir isimler öyle bir şeyler bilmiyorduk.
00:05:56
Ben şöyle diyeyim, o zaman Türklerin en çok katıldığı cepheler Vegas cephesi, Geum-yang-jang cephesi.
00:06:04
Şimdi o işte onlar. Bizim zamanımızda öyle cepheler bilmiyorduk.
00:06:09
Kun-u-ri’ ’ye katıldınız diye duydum.
00:06:11
Keşif takımı bir numara erdim.
00:06:15
O zaman Kun-u-ri munuri şurası burası diye hiçbir cisim, hiçbir şey biz bilmiyorduk, başımızda komutanlarımız onların yanında tercümanlar vardı.
00:06:27
Evet.
00:06:28
Onların şeyinden hareket ediliyordu. Tabii bize ne diyorlarsa oraya gidiyorduk.
00:06:36
Peki Kun-u-ri de bulundunuz diye duydum ben. Efendim? Kun-u-ri de bulundunuz diye duydum ben. Peki neler yaşadınız?
00:06:40
Evet, evet, evet, evet, şimdi keşif takım olarak biz bir taburdan en az 300 m, en fazla 3 km ilerledik.
00:06:53
300 metreyle 3 km arası değil mi?
00:06:56
Ve o 300 m.
00:06:57
300 metreyle kaç metre? 3 km arası.
00:06:59
3 km yine dedik akşam olduğu zaman bize olduğunuz yerde kalın bize bildirin hedef tarifi malum askerde sağımızda şu var, solumuza şu var diyerekten.
00:07:16
Bildirdik ve orada kalırdık. Onlar geldiği zaman biz ısrarla geriye çekilir, karargâha çekilirdik.
00:07:24
Ondan sonra Kun-u-ri’ yi munuriyi biz geçmişiz.
00:07:34
Hani Kun-u-ri’ yi geçtik. Dönüşte emir geldi gittiği yere dönüşte 2 çatışma oldu. Üçüncü çatışmada Kun-u-ri’ ye girdik.
00:07:46
Aa.
00:07:46
Üçüncü çatışmada Kun-u-ri’ ye girdik ve orada 3 gün 4 gece 4 taraftan ateş.
00:07:55
Bir gün emir geldi ve sabaha karşı yürümek zorunda kaldık.
00:08:01
Üzüldük yani orada hatta.
00:08:13
Benim kolum en fazla buradan, süngüyü üçüncüsü çevirince böyle. Karşımda artık Çinli midir? Rus mudur? Ne olduğunu çünkü orada Rus, Çin, Kuzey Kore, malum onlar komünist kısmı.
00:08:35
Bilmiyordunuz size saldıranın kim olduğunu bilmiyordunuz?
00:08:38
Bilmiyoruz kızım, 4 taraftan ateş bir kazanın içindeydik.
00:08:44
4 taraftan ateş ediyorlardı. Oraya düşmemizin sebebini o zaman söylüyorlardı. Sağımıza solumuza Amerikalılar varmış bi onlar geri çekilince bize haber vermediler veyahut orada Türkleri deneyelim diye mi? Mevzu oluyordu ve orada 3 gün 4 gece boyunca.
00:09:06
Kaldıktan sonra son süngüyü taktıktan sonra oradan öyle çıktık. Numarasız 2 gün gittik, hâlâ karşımıza çıktılar. Incheon diye bir yer o zaman söylendi. Havaalanı falan varmış. Evet. Amerikalılar da o kısımda.
00:09:30
Kore'de bulunurken Kore savaşının içerisinde bulunurken hayatınızın hiç tehlikeye girdiği bir an oldu mu? Efendim? Hayatınızın hiç tehlikeye girdiği, korktuğunuz bir an oldu mu? .
00:09:41
4 tane kurşun ben de yani kuvvetli değil, sıyırma geldi 4 tane çok şükür bir sakatlığım yok.
00:09:49
O zaman Incheon kentinde de bulundunuz değil mi? Incheon kentinde de bulunduğunuz değil mi?
00:09:56
Valla kızım şimdi Incheon diye söylüyorlardı.
00:10:01
Havalimanın o taraflarda.
00:10:04
Incheon havalimanından Türkiye’ye döndük. E gemi açıkta durdu öyle bi iskele miskele ile bir şeyi yoktu gemi açıkta durdu.
00:10:18
Biz de hem karada hem denizde giden ‘Duck’ diyorlardı ondan gemiye bindik. Ben ikinci kafileyle Türkiye’ye geldim.
00:10:26
İzmir’e.
00:10:29
Peki şöyle bir soru sorayım, Kore’ deyken en çok aklınızda kalan anınız neydi?
00:10:36
Anılarımız çok kötü. Anılar anlatılacak gibi değil.
00:10:42
Mesela en çok cephelerde yaşadığınız anılar nelerdir?
00:10:44
En çok aklımızda kalan.
00:10:49
Aklımda kalan birkaç tane arkadaşım gözümüzün önünde gitti ama kolay bir şey değil.
00:10:58
Peki oradayken
00:11:00
Korelilerle de sürekli karşılaşmışsınızdır.
00:11:05
Şöyle, tabii askerler ayrı. Peki şehirlerle de karşılaşırdık.
00:11:10
Oradaki öksüz yetim çocukları gördüğümüzde onlarla ilgili anılarınız var mı?
00:11:14
Onlarla anılarımız var.
00:11:19
O zamanki durumları çok düşük bi vaziyettedir çok ihtiyaç. Ne bileyim çocuklar dediğim gibi çap çap de çap çap diye ne diyorlardı, yemek istiyorlarmış yani yiyecek bir şey.
00:11:35
Sigara ya babalar şeyler için öyle bi şeyler şey yapıyorlardı.
00:11:40
Çok iç açıcı bir şey değildi o zaman için.
00:11:44
Peki onlara hiç yemek verdiniz mi ya da kıyafet?
00:11:46
Elimizden geldiği kadar elimizden geldiği kadar yani bir lokma ekmeğin yarısını verdik desem yeri var.
00:11:57
Sizi o zaman mesela gittiğiniz yerler hakkında çok olarak bir bilgi verilmemiş değil mi?
00:12:03
Başımızdaki memurlar, komutanlarımız şu tarafa yürü dediler.
00:12:11
Komutanlarımız artık onların şeyinden gidiyorduk. Bilmiyorduk çünkü nereye gideceğimi burası dediğim gibi İzmir mi? Karşıyaka mı? Kordon mu?
00:12:22
Tepeköy mü? Ödemiş mi? Ne olduğunu bilmiyorduk tabii.
00:12:27
Peki, savaş bittikten sonra hiç Kore'de bulunma imkanınız oldu mu?
00:12:31
2002’ de davetli olarak Kore'ye gittik.
00:12:40
O zamanki Kore o zaman dünya kupası’nda oradaydım. Dünya kupasında zaten Koreliler, kendi takımlarını değil bizim takımını daha fazla alkışladılar.
00:12:55
Destekliyorsunuz?
00:12:55
Çok alkışladılar, daha fazla şey yaptılar yani.
00:12:59
Türkler için ne bileyim Türk’ten başkasını tanımıyorlar desem yeri var ki onlar da şey yapardı.
00:13:09
Secde ediyorlar. Burada televizyonda da görmüşsünüzdür. Kore hastalarının evlerine dahi gidip hâl hatır sormaları secde ediyorlardı.
00:13:26
Buraya gelen komutanlar, Koreliler siz olmasaydınız burada olmayacaktık diyordu.
00:13:37
Peki Kore savaşı bittikten sonra Kore’ye gittiğiniz zaman sonuçta o Kore’nin en kötü halini gördünüz savaş esnasında.
00:13:49
Seoul’da bir muhiti çevirmişler, bir muhiti çevirmişler.
00:13:55
O zamanki 1950’de gittiğimiz zaman ne biçim şey yapıyorlarsa.
00:14:03
Koreliler çocuklarına bizim yaşantımız buydu
00:14:08
2002’ de gittiğimiz zaman gökdelene.
00:14:10
Bir müzeyi gezdiniz o zaman. O zaman bir müzeyi gezdiniz o zaman.
00:14:15
Gittiğimiz zaman o şeyler anlatılacak gibi değil. Yani o kadar zamanda o kadar zamanda o vaziyette olmaları.
00:14:26
Peki o yıkık dökük Kore’yle bu sefer gittiğiniz dünya kupası’nda gittiğiniz Kore arasında nasıl bir fark vardı? Bana ayrıntılı olarak anlatır mısınız?
00:14:35
Fark edilmeyecek gibi değil. Nasıl fark ediliyor? İmkânı yok, mesela işte bak ne diyorum size?
00:14:43
Bir muhiti çevirmişler.
00:14:45
Bizim yaşantımız buydu 1950’ de pirinç saplarından evler.
00:14:51
O zaman şeylere gezdiğiniz aynı zamanda Hanok köyü denilen kısmı gezdiniz. Büyük bir ihtimalle.
00:14:57
Valla bütün böyle belli başlı şehirlere
00:15:00
Hep şey yaptık da bilhassa o zaman gittiğimiz zaman tercümanlar da vardı, rehberler de vardı. Çok arzu ediyorduk. Bizim çarpışmış olduğumuz yerlere gidelim ama bizi oraya götürmediler.
00:15:17
Ay oraya gideceğim, kazmış olduğumuz mevzilere dahi.
00:15:23
Kazmış olduğumuz mevzileri dahi orada görebilirdik.
00:15:28
Bir gecede 3 tane mevzi kazdık.
00:15:31
Bir gecede 3 tane mevzi kazdık. Oradan oraya oradan oraya sonra tekrar yine birinci kazmış olduğumuz mevziiye girdik. 3 tane mevzi bir gecede ayrı ayrı yerlerde.
00:15:44
Peki, dünya kupası'nda Kore’de bulunduğunuzdan bahsettiniz az önce. Dünya kupasının o döneminde Kore nasıldı? Sokaklarda neler gördünüz? Dikkatinizi neler çekti?
00:15:55
Nasıl tarif edeyim, yani olacak gibi şey değil.
00:16:02
Hayret ettik o kadar sene zarfında o vaziyette olmaları.
00:16:09
Takdir edilecek bir şey hani ne diyorum sana o yollarda o çimler, o çiçekler, o şeyler hayret edilecek bir şey. Hani biz şey olarak söylüyorum da ben ülkenin bizim burada malum yerde biçilen kabuğu göremezdi. Yani 2002’ de gittiğimiz zaman.
00:16:29
Yolda sigara içen adam gelip oraya külünü silkeliyordu tüpler ızgara üstünde yani atayım yere yok.
00:16:39
Peki, demek istediğim o kadar takdir ettim işte şaşırdık, şaşırdık. 1950’ de gitmiş olduğumuz Kore ne 2002'de gitmiş olduğumuz Kore ne? 64 sene sonra.
00:16:54
Peki, 2020 yılı Kore Savaşı’nın başlamasının 70. Yılı olarak kabul ediliyor.
00:17:03
Bu süre zarfı içerisinde 70 yıl içerisinde sizin gördüğünüz Kore’yle en son gördüğünüz Kore arasında.
00:17:11
Tarif edilecek bir şey değil.
00:17:14
O kadar büyük binalar yapacaklarını tahmin ediyor muydunuz?
00:17:16
Ne diyorum sizce? Yani bizde bir tabir vardır, bal dök yala derler ya.
00:17:28
O şekildeydi. Peki o dönem Kore’den ayrılırken şeyi fark edebildiniz mi hiç? Kore'nin bu kadar gelişeceğini bu kadar toparlanacağını.
00:17:39
Değil, imkanın varsa imkanın var o kadar sene zarfında o şekil olması takdir edilecek şey.
00:17:47
Peki bir şey sorabilir miyim? Oradayken hiç ailenize mektup yazdınız mı ya da yemekler konusunda hiç sıkıntı yaşadınız mı?
00:17:57
Yemek konusunda bir sıkıntımız yoktur. Yalnız Kunuri’de orada sıkıntıyı çektik. 3 gün 4 gece 4 taraftan ateş.
00:18:08
Orada sıkıntıyı çektik. Ondan sonra bir ikiz malzemesi derlerdi içinde ne ağır aklıma geliyor, çiğdemi ne, çekirdeğine, nohutuna, yani ne istiyorsun? Çikolatasını hepsi vardı yok diye bir şey yoktu.
00:18:25
Peki en çok Kore savaşındayken en çok çektiğiniz sıkıntı neydi?
00:18:31
En çok çektiğimiz sıkıntı işte bu başka bir şey yok. Yani sıkıntı değer bir şey yok. Orada sıkıntı.
00:18:38
Hasretlik.
00:18:40
Ailenize karşı.
00:18:41
Eh dur.
00:18:43
Ama orada o ama o orada orada o cephede anne, baba, kardeş diye insanın aklına bir şey gelmiyor. Yanındaki arkadaşı bütün her şeyi.
00:18:43
Nişanlı mıydınız zaten?
00:18:56
Peki şöyle bir soru soralım, şu an Kore.
00:19:02
Dünyanın en top 20 ülkelerinden biri haline geldi. En yüksek ülkelerinden biri haline geldi.
00:19:09
Dünya piyasasını hemen hemen ellerine almış durumdalar.
00:19:15
Peki orada araba fabrikasına girdik?
00:19:18
2002 yılında gittiğinizde.
00:19:19
2002’ de gittiğimiz zaman bir araba fabrikasına gittik. Malum raylar üzerine iskelet mi derler artık ne derlerse arabanın şeyi koyup sağda solunda kişiler rayda gidiyor o bi şey yapıyor, öbürü bir şey yapıyor. Bizde evvel araba dışarı çıktı.
00:19:39
Peki şöyle bir şey söyleyeyim, 2020 yılı Kore Savaşı'nın başlamasının 70. Yılı olarak kabul ediliyor. Koreli gençlere yeni nesile Korelileri iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Gerek abisi olarak.
00:19:53
Saygılar, sevgiler başka bir şey yok.
00:19:56
Kuzeyle güneyin birleşmesinin ister miydiniz?
00:20:01
O artık onu benim, bizim istememiz değil, onu artık bir devletin ikiye bölünmesi kadar kötü bir şey yok. Kızım yani ben orada bunu gözümle gördüğüm şey bu çünkü.
00:20:16
Kuzey Kore’de milliyetçi var.
00:20:19
Niye ki var bu yana gelmek istiyordu, ateş yiyordu o geriye gidiyor diyordu. Ateş yiyordu.
00:20:28
Yani bize teslim oldukları zaman.
00:20:31
Iıı.
00:20:32
Hani nasıl anlatayım? Anlatılacak gibi değil. Bize teslim oldukları zaman elimizden geldiği kadar şeyi şey yapıyorduk. Bizim bizim yiyeceğimizi, memurlarımızın şunları bunları o dağlara vesaire çıkmıyordu.
00:20:53
O çoğunu o Koreliler. Güneyliler kuzey olamayan şeyle gördünüz değil mi? Kuzey Korelilerin güneylilere teslim olduğunu da gördünüz o zaman.
00:21:06
Kuzey Korelilerin teslim olduğunu değil, güneyli olan Kuzey tarafında ya.
00:21:13
Aynı çok çok.
00:21:14
Şey.
00:21:16
Yani bir Koreli size teslim oldu yani Türk askerlerine teslim oldu.
00:21:19
Öyle evet, evet, evet, evet dedim. Teslim oldukları zaman ne diyeyim o kadar şey yapıyorlardı ki hep tabii bu yanda.
00:21:28
Misal amcası, dayısı, halası, teyzesi var. O yönden diyorum ya ikiye bölünmesi bir devletin öyle diyor. Tabii kolay bir şey.
00:21:29
Aynı ailenin
00:21:37
Ailenin ikiye bölünmesi gibi.
00:21:40
Değil. Peki Koreli gençlere son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı onlara?
00:21:46
Onlara saygı ve sevgilerimizden
00:21:50
Başka ne diyebiliriz?
00:21:52
Saygı ve sevgiler.
00:21:54
Teşekkürler benimle bu röportajı yaptığınız bana bu şansı verdiğiniz için.
Kaynak dosya: 25.Ali Dabal (Sude).docx