
Turkish · Turkish
Ali Muzaffer Kocabalkan
Görüşme transkripti
Ali Muzaffer Kocabalkan
Video Bağlantısı: https://www.youtube.com/watch?v=NFT4VQBcf9M
Döküm
00:00:56
Ilk önce bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ediyor, isminizi öğrenebilir miyiz acaba?
00:01:02
Ali Muzaffer kocabalkan.
00:01:05
Muzaffer bey, hoş geldiniz, acaba doğum tarihinizi öğrenebilir miyiz?
00:01:10
16.3.1932
00:01:14
Ali Muzaffer bey acaba hangi okul mezunusunuz? Hani ortaokul mu, lise mi, ilkokul mu?
00:01:20
Akademik.
00:01:22
Evet, akademik.
00:01:25
Yurt dışı.
00:01:26
Yurtdışında okudunuz.
00:01:28
Evet.
00:01:31
Hangi ülkedeydiniz?
00:01:32
Almanya, almanya'da aydınız. Peki lise mi bitirdiniz yoksa üniversite mi?
00:01:33
A.
00:01:39
T.
00:01:40
Orada şeye ne derler? Biz stad diye ne derler elektronik tekniker.
00:01:49
Ha elektro teknikerdiniz. Engineer grad.
00:01:57
Yani bir bakıma üniversite mezunusunuz değil.
00:02:00
Mi evet şeyi okumadığımız için fav diye fark reddini ondan dolayı o şekilde.
00:02:05
Evet.
00:02:08
Oldu. Peki aileniz kaç kişi anneniz babanız ne işle meşguldü o dönem?
00:02:14
Babam biz soy olarak.
00:02:19
Malkoçoğullarıyız.
00:02:22
Bu eski.
00:02:23
Evet, çok eski osmanlı'nın hâlâ yaşayan Malkoçoğlularının bende son buluyor. Çünkü 2 kızım var. Kardeşlerimin hepsini oğlandır. Böyle.
00:02:35
Kaç kardeşsiniz?
00:02:37
5 Ve hepsi mi erkekti acaba?
00:02:38
4ü erkek, biri kız hayatta kalan benim.
00:02:43
Babanızla anneniz mi hiç?
00:02:44
Babam babam Osmanlı imparatorluğu'nun Balkan harbine gönderdiği yüzbaşı sıfatıyla dimitrovgrad yugoslavya ile Bulgaristan arasındaki hudut kumandana kumandanı bir de. Oradaki ayaklanmalardan dolayı.
00:03:01
Hudut kumandanı.
00:03:04
Yüzbaşı bir de
00:03:10
tabur çete savaşının dolayısıyla hayatta 3 kişi kalıyorlar ve tekrar türkiye'ye dönen dönüyorlar.
00:03:19
Anneniz ev hanımıyım mıydı?
00:03:21
Annem ev hanımıdır. Babamların arasındaki yaş farkı da var.
00:03:26
Peki Muzaffer bey hangi tarihte askere alındınız, hangi yıl?
00:03:33
Askere alınma daha da önceden müracaatın vardı abim. Çünkü birinci kore kafilesinde deydi 16 aylık askerken gitti.
00:03:44
Orada yaralanınca ben de askere gitmek istedim. Biraz ettim almadılar çünkü diğer abim de askerdeydi almadılar.
00:03:54
Ozaman 2 abinizde mi kore savaşı'ndaydı?
00:03:56
Yok bir tanesi.
00:03:57
00:03:58
O taraftaydı 1.953 yılında mı?
00:04:01
Girdiniiz.
00:04:02
1.953 yılında askere alındınız.
00:04:03
1953 yılında gittim. Direkt sivas'a gittim.
00:04:07
Efendim oradan kore'ye ayrıldık, hatta kumandan beni bütün futbolda oynardım? Elektrikçiliğim vardı, lisan vardı şunlar beni kore seçim günü gönderdi git gez dedi para da verdi üstelik.
00:04:24
Gittim o gün yağmur yağdı, gel emrini geri döndüm ama.
00:04:28
Gönüllü o zaman gittiniz.
00:04:28
gönüllü abim de gönüllü gitti.
00:04:33
Ikiniz de 2 gönüllü gittiniz.
00:04:34
İkimiz de gönüllü gittik, hatta oradan sevk et olurken kumandan benim dosyamı sakladı.
00:04:42
Sizi yollamak istemiş.
00:04:43
Yollamak istemedi, ben de gittim tabur kumandanına dedim böyle böyle sen git dedi. Efendim bin jEEPE git dedi. Orada andım senin dosyan gelir dedi.
00:04:55
Peki rütbesiz var mıydı? Evet erdim
00:04:58
Er olarak evet, bana tavsiyeydi yukarıdan döndüm er olarak git.
00:05:04
Evet.
00:05:05
O zaman aynı zamanda piyadeydiniz, değil mi?
00:05:09
Ağır havan O zaman topçu olarak.
00:05:10
Sınıfım o zaman hayır şeye gönderildik Elazığ.
00:05:16
Evet ağır silahlar kullandım.
00:05:18
Tabii ağır ağır havan elazığda yakın dövüş ve kumanda kursları gördük. Çok kişiydik. Elene elene birkaç kişi kaldık.
00:05:33
Onlarla beraber tekrardan ankara'ya geldik.
00:05:37
Peki Muzaffer bey şöyle bir soru sormak istiyorum, sizin dil bilginizi belirtiniz, hangi dilleri biliyordunuz?
00:05:45
O zamanlar ingilizce de biliyordum.
00:05:49
Baya da almancam vardı.
00:05:52
Peki hiç kore'de yazı işleri görevini de istemediniz mi.
00:05:55
korede bütün işleri ben yapıyordum. Silah tamiri bende araba bakımı tamiri bende.
00:06:02
Efendim, sağa sola gidip ikmal bende su alıp getirme bende lisandan dolayı her tarafa girip çıkmak bendeydi.
00:06:15
O zaman hani aynı zamanda şeydir. Su bulma görevi de mi üstlendiğiniz?
00:06:19
Şu su point şeyi noktaları vardı. Bazı water point noktalarında oradan su almak.
00:06:28
Çünkü o zamanlar yollar kırmızıydı yasaktı ancak belgeyle alıyorsun.
00:06:34
Peki lojistik görevini üstlendiğiniz değil mi aynı zamanda?
00:06:37
Evet, mesela arabalara bir parça lazım olacak amerikalılara gidiyordum. Halbuki almanya yeri var ama Amerika şeyinden alıyordum.
00:06:48
Peki devam edelim Muzaffer bey kore'de iken hangi alay tabur yada bölük ya da?
00:06:54
Onları hatırlayabiliyor musun? Sen neredeydiniz tam olarak görev yeriniz.
00:06:59
29 mayıs'ta istanbul'dan hareket ettik. 26 haziran'da Busana vardık.
00:07:06
O zaman 1.953 yılında gidip 54 yılında gelenlerden siniz değil mi? Dördüncü kafiledesiniz.
00:07:09
Evet
00:07:15
Dördüncü kafedeyim abim birinci kafiledeydi.
00:07:17
Hey.
00:07:20
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, kore'de hangi alaydınız ya da hangi taburdaydınız?
00:07:25
Dördüncü, Tugay.
00:07:27
Ağır havan bölüğü.
00:07:29
Topçu birliğine bağlı.
00:07:32
Doğrudan doğruya tugay'a bağlıydık. Ağır ağır.
00:07:36
Ağır silahlar kullanıldı o zaman?
00:07:40
Peki devam edelim, isterseniz o zaman direkt tugay'a mı bağlıydınız?
00:07:44
Direk tugaya bağlı yani topçu alayıyla beraber direkt müstakil birlik.
00:07:46
topçu.
00:07:50
Özel birlikteydikniz yani?
00:07:51
Evet, özel birlik
00:07:53
Tamam, peki devam edelim. Kore'ye vardığınız zaman hangi şehre vardığınız ya da?
00:08:00
26 haziranda vardığımız puslu bir hava.
00:08:05
Ve doğrudan doğruya limana indik. Çadırları hazırdı, çadırları aldılar, yağmurlu bir havaydı ama.
00:08:13
Hangi şehre vardığınızda biliyor musunuz acaba?
00:08:16
26 hangi şehre hangi kente vardığınızda biliyor musunuz? Şeye yakındık istasyon çok yakındı.
00:08:27
Yani Seoule mı yakınındınız Busan kentinde miydiniz?
00:08:30
Busan kentinde istasyona yakındık Amerikan birliğine ilhak olduk. Amerikan birliğini.
00:08:34
Busan.
00:08:38
Peki devam edelim, koro nasıl gözüküyordu? Siz vardığımız zaman halk bulduk.
00:08:42
Çok enteresan bir şey gördüm orada bizde kafes kafes olan yerler var ama o kafesinin içinde insanları yatarken gördüm. Yani bizde af buyurun.
00:08:58
Tavukların annem bölüm bölüm kafesleri var diyor. Şunları bunları vardı, orada o şekilde görünce şaşırdım kaldım. Bunlar tabii yıkımdan kaçanlar gelip kandım yer bulamayıp da oraya sığınanlar.
00:09:12
Üzüldüm o zaman bir binanın içinden çok köy evlerinde nelerdi değil mi? Köy evlerini göremedik çünkü.
00:09:21
Garnizon dışına çıkamadık.
00:09:24
Peki korelilerle hiç karşı karşıya geldiniz mi?
00:09:27
Korelilerlen tabii orada bulunduğumuz ya da koreliler vardı. Onlarnan hasbihal ettik.
00:09:32
Mesela nasıldı aranız?
00:09:36
Çok anladığım, geri kalmış bir milletti yani devlet olarak millet olarak acılacak bir hali vardı. Pusan dan cepheye sürüldüğümüz zaman treni bindik. Tren aynı kovboy filmlerindeki gibiydi.
00:09:54
Aynı onun gibi gideceğimiz yer 160 km ama gittiğimiz gün 3 gün.
00:09:58
00:10:02
Hmm.
00:10:02
Trenle karanlıkta.
00:10:05
Git git bitmiyor.
00:10:08
Peki nereye vardınız ya da hangi cepheye varlığınızı biliyor musunuz?
00:10:11
Değil.
00:10:13
Bi aklımda kalan Hijambur şehrinden geçtik.
00:10:17
Hijambur
00:10:18
Hijambut diye bir şehirden geçtik. Devam edin lütfen.
00:10:23
Efendim oradan da geleceğimiz yere kademe diye bizim.
00:10:28
Üçüncü kafilenin araba bakım kademesine geldik.
00:10:35
Orada çadır hattına hazırdı, değişim yapıldı.
00:10:41
Değişimden sonra da yandımı gideceğimiz cepheye gittik, çorman.
00:10:49
Çorman cephesindeydiniz değil mi? Peki nasıldı cephe?
00:10:55
Cephe ormanlık içinde 2 şey arasındaydı. Vadide deydi.
00:11:02
Çünkü havan tepenin arkasına atılabiliyordu toplar. Fakat biz orada bir hafta durduk. Bir hafta sonra cephe değiştirdik.
00:11:05
Hmm devam edin.
00:11:14
Nereye geçtiniz?
00:11:15
Tekrar bir ilki cepheye geçtik, orada sabit kaldık orada.
00:11:21
Onlar o cephenin neresi olduğunu biliyor musunuz acaba?
00:11:25
Hiç bilmiyorum. Hani yalnız Çormana bağlı olduğu bir yer, o da o bölgede. Çünkü önümüzdeki tepenin arkası çorman ovasıydı ya hatta vadisi diyelim geçiyor.
00:11:30
Gidelim diye.
00:11:40
Peki Muzaffer bey abinizi hiç orada görme imkanınız oldu mu ya da türkiye'de mi gördünüz?
00:11:44
türkiye'de gördüm.
00:11:49
Peki size neler anlattı ilk kafilenin yaşadıkları nasıl?
00:11:53
Ilk kafilede yapılan bir hata, onun görüşüyle kuzey korede.
00:11:59
Hangi cephe?
00:12:02
Şeyden Kunuriden bahsediyoruz.
00:12:04
Neresiyle Kunuriyle ilgili bir hatadan bahsetti size.
00:12:08
Oradan bahsetti, sebebi de şu Türk tugayının bulunduğu yer ayrı Kunuride Amerikalılar bulunuyordu. Fakat amerika'dan Kunuriyi tutamadığı için türk tugayı kaydı amerikalıların yerine.
00:12:23
Ben.
00:12:24
Hatta.
00:12:27
Celal dora albay Celal dora geriye kaçan Amerikalı silahlarını bırakın cephaneleri verin, anladım öyle gidin demesine rağmen bırakmadılar ve oradaki kumandanı vurdu.
00:12:43
Celal dora vurdu.
00:12:45
Silahlarınızı bırakın, gidin derim.
00:12:46
Bırakınca partimizi bırakın biz burayı tutacağız dediler.
00:12:50
Ya ondan biz burayı savunuyoruz Kunuriyi.
00:12:51
Biz burayı savunacağız diye belirtmişler.
00:12:56
Buyurun devam et.
00:12:56
Ve.
00:12:58
Onun söylediği şey şu, kuzey kore'den Amerikalı reklam yapıyordu, kağıtlar atıyorlardı. Kuzey kore'ye gelin Bize teslim olun, gelin bize yerleşin diye. Bu arada gelenlerin içinde kucağında çocuk olanlar sırtlarında malzemesi olanlar şunları bundan hiçbir kontrolsüz geçtiği için.
00:13:19
Bunlarla ilgili içişleri sırasında onların tablo dedikleri küçük havan, göbekte kullanılan küçük havan topları şunlar bunlar vardı.
00:13:30
Yani bir bakıma silahlı bir şekilde bombalı.
00:13:31
Silahlı geçişleri vardı, fakat farkına varamadılar.
00:13:36
Zaten o arada Kunurinin esas baskını da Amerikalıların geriye çekip de hatta o gün.
00:13:46
Köprü başının tutan ismini unuttum kişi makineli tüfek başında köprünün başından kimseyi geçemedi. Amerika şeyleri kuzey kore'ye geçirmedi. Sonradan gelip de tutmak isteyenler sedayı yapışmış, makineli tüfeği yapışmış.
00:14:08
Eller o kadar tetikte ki sökememişler ama aşağı yukarı 17 18 yerinden vurulmuş bir vaziyette ama ölmedi. Yaşadı yine sancağı tutana bomba geldi.
00:14:24
Abim anlatışı silahtan süngüyle dayandım, çarpıştı, süngü tattık diyor. Bizim bir avantajımız vardı. Silahlarımızı kısaydı ama ateş edebiliyorduk. Onlar bize rus yapısı uzun silahlarla ve süngü takılı vaziyette geliyorlardı ama.
00:14:26
Evet.
00:14:47
Hepsi ayyaş.
00:14:50
Uyuşturulmuş insanlar hem de o şekilde vuruyordu diyordu. Bıçak korkusundan korkuyorlar diyor süngüden.
00:14:50
Kuzey Kore değil mi?
00:14:59
Süngüden Korkuyorlardı.
00:15:00
Ve birebir ondan savaştıktan söyledi. En güzel hatırası da.
00:15:06
1362 rakamlı tepede.
00:15:10
Bir kuzey askeri vuruyor, vuruyor taradığı için bağırsaklar dışarı çıkıyor. O barsaklar yuvarlanarak elinde silahı bırakmayarak aşağı yukarı 5 6 m aşağı kadar yuvarlanıyor. Hâlâ silah atıcam diye çabalıyor diyor. Onu da taradım diyor.
00:15:32
Abimin anıları benden kalan şeyleri vurulmasının sebebi nedir? Ha bir de çok güzel bir anısı var dağıldıktan sonra.
00:15:40
Buyurun buyurun.
00:15:43
Hani koreyi bırakmadılar, içini bırakmadılar ama bir dağılma oldu. Bu da dağılmadan birkaç gün sağda solda kalmış ağaç yapraklarını yiyerek geçirdim diyor.
00:15:54
Abiniz.
00:15:55
Bizi evet, güneye doğru gittikçe Amerikalılar şeye adamı selamete erişirsiniz diyip bu şeyi verdiler. Bize hep güneye doğru gittik diyor ve diyor hep güneye gel dağıldılar ya güneye güneye, çünkü savaşıyorsun. Şey meydanı belli olmuyor.
00:16:09
kUNURİYE kaçtıktan sonra mi?
00:16:17
Gel annem gurbet tepeden baktım diyor o askerler o Amerikalılar var diyor. Gittik diyor ve koşa koşa ben de koştum de benim önümden koşan aşağı yukarı 50 m önümden koşan asker balıklama, arabanın şemsiyenin içine atladı diyor, içeride asker vardı.
00:16:39
Ama unuttuğu bir şey var. Sırtındaki el yapısı, el bombasının pimi çıkmış.
00:16:47
Pimi çıkınca kamyonun içinde patlıyor.
00:16:50
Oradakilerin tamamı da gidiyor.
00:16:53
Ya o peki o arabanın içerisinde bulunan kişiler. Peki bir şey soracağım aynı zamanda abiniz şeyi de belirttiğin den bahsetmiştiniz. Kuzey korelilerin üzerinde bomba taşıyarak güney kısma geçtiğinden bahsetmişsiniz. Amerika askerlerinin.
00:16:56
Onlar hepsi.
00:17:11
E silah şeklinde bomba şeklinde hatta dedi işte silah.
00:17:16
Tabii.
00:17:16
Taşıyarak girdiğinden bahsetmişsiniz. Peki bu Gunuri'de bu kişiler halk?
00:17:23
Türklere ya da Amerikan askerine silah açtılar mı?
00:17:27
Tabii çete savaşıydı. Kore deki kunuri de yani ordu savaşı değil, gerilla çete savaşı gerilla savaşı.
00:17:37
Peki siz oradayken hiç hayatınızı tehlikeye girdi mi? Muzaffer bey, siz oradayken hiç hayatınız tehlikeye girdi mi?
00:17:41
Efendim.
00:17:46
Benim tehlikeye ha babam bana bir dua ettirdi. Kuranı kerimdeki Isra süresini 45 ayeti bunu oku oğlum dedi. Sana mermiyi isabet etmez. Hakikaten de bana mermiyi sarf etmedi. Kör mermi ama yanımdaki arkadaşa o vuruldu 33 yerinden.
00:18:08
Nereden geldiği belli değili.
00:18:11
Yani bir bakıma inancınızın da sizi koruduğunu düşünüyorsunuz?
00:18:17
Burada bunu yaşadık, yani hâlâ hâlâ da bunu.
00:18:23
Peki ben şöyle bir şey duymuştum, türkiye'den giden dördüncü kafilenin koreye vardığı dönem.
00:18:32
Savaşın bittiği neredeyse ateşkesin başladığını söylüyorlar. Bu doğru muydu siz vardınız zaman.
00:18:39
Yok yok bizden sonra o ağustos'ta kesildi şey.
00:18:43
Siz hangi ay vardınız?
00:18:44
Bizi haziranda oradaydık.
00:18:46
Yani hangi ay koreye vardınız ki?
00:18:49
Şimdi dedim ya, 29 Haziran şeyden mayısta buradan hareket 26 haziranda oraya vardık yani 27 günde gittik. 26 gecede de geri geldik.
00:19:01
Peki oradayken hangi tarihte ateşkesin, hangi aylarda ağustos'ta?
00:19:05
Ağustosta bize gelen haberde abi zaten başlı başınaydık.
00:19:11
O zaman 2 ay boyunca direk cephede yer almışsınız, değil mi?
00:19:16
00:19:18
Cephedeydik 6 ay kaldık.
00:19:21
6 ay kaldınız.
00:19:22
Altı ay kaldık, sonra geri geldik.
00:19:24
peki şöyle bir şey.
00:19:26
Sorayım size.
00:19:29
Oradayken hiç hayatınızın tehlikeye girmediğini ya da bir şekilde kurtulduğunu bahsettiniz abimiz ama yaralanıp geri gelenlerden türkiye'ye abimiz nasıl yaralanmış, hangi cephede yaralandı? Bu Kunuri de yaralananlardan.
00:19:41
Işte o Kunuride Kunuride yaralanıyor
00:19:46
Peki devam edelim, kore savaşı bittikten sonra.
00:19:51
Ya da ateşkes yapıldıktan sonra hiç fark ettiğiniz değişik ya da gözünüze hani dikkatinizi çeken bir şey oldu.
00:19:54
Mu
00:19:57
Hep cephede
00:19:59
Cephede kaldığımız için kendim sağa sola gidemiyordum. Cepheden kaldığımız için ancak ikmal için gidip gelebiliyorduk. Onun haricinde bir yer göremedik.
00:20:10
Ateşkesten sonra bir şeyler değişti mi?
00:20:13
Ateşkesten sonra tabii biz rahatladık. Tabii rahatlık oldu.
00:20:16
Bir sakinlik oldu herhalde.
00:20:21
Peki şöyle devam edelim, bir böyle rahatlık oldu. Üzerinizde bir gevşediniz. Peki o dönem hiç korelilerle karşı karşıya geldiniz mi?
00:20:26
Üzerimize.
00:20:33
Heh şimdi.
00:20:35
Ateşkesten sonra.
00:20:36
Ateşkesten sonra yok yani onlardan herhangi bir şey gelmedik. Yalnız güney kore'de bulunan bazı yerlerde mesela ikmal yerine gidiyorsun. Güney koreliler var, hizmet veriyor, onlarla karşılaşmak onların konuştuk.
00:20:50
Nasıldı peki bize anlatır mısın?
00:20:52
gayet güzel bizlere anladın mı? O Kunurinin şeyinden dolayı.
00:20:58
Inanılmayacak şekilde hürmetkarlar inanılmayacak şekilde o dönemde o dönemden bahsediyorum. Hatta benim gözüme çarptı. Ayakları küçük neden küçük diye bana ifade etmeye çalışsınlar. Biz lastik giyeriz, ayağımız büyümesin diye.
00:21:02
Ki o dönemden bahsediyoruz, değil mi?
00:21:17
Oh.
00:21:18
Evet, bunu koreliler söyledi.
00:21:19
Yani orada.
00:21:22
Ha olan baya mesela o zaman genç bayanları da gördünüz.
00:21:25
Ya da belli, şimdi şöyle bir şey oldu.
00:21:29
Amerikalılar moral eğitimi diye amerika'dan artistler getirdi. Şarkıcıların getiriyordu. Marilyn Monroe da gelmişti Elizabeth diye birisi daha gelmişti. Bunu organize eden binbaşı Kemal kuzgun.
00:21:45
O zaman Türkler organize ediyor bunu.
00:21:48
yok Amerikalı organizede türklerde getiriyorlardı.
00:21:51
Ama organize eden kumandan oydu. Şimdi kaya diye Tugay kumandanın tercümanı vardı. Çok yakışıklı bir gençti, üsteğmen rütbesiyle dedi tercümandı.
00:22:06
Ve gelen giden sahneye çıkan da tabii artistlerin hepsi.
00:22:11
Hep bütünde halk adına sizi öpüyorum diyor ki, çünkü yani o kardeşimizi öperdi hepsi.
00:22:17
Yani yakışıklı, koreli bir çocuğu öpüyorlardı, değil mi?
00:22:21
Kumandan da derdi ki bana ya dün herkes onu öpüyor anladın mıı? Biz organize etti, beni niye öpmüyor derdi dedik. Bu şans meselesi ya tanıştı. Etrafını tanışıyorsun çadırda zaten tanışıyorsunuz.
00:22:36
Ve dedi şeyler oluyordu sonradan.
00:22:41
Has işe gelin ingilizlerin getirdiği o yamyam askerler afrika'dan getirdiği askerler hastalılan geldiler. Bulaşıcı hastalıkla geldiler. Frengi ile geldiler.
00:22:57
Cinsel bir rahatsızlık.
00:22:58
Değişik isimlerle ye geldiler ve kaçak gidenler sağa sola kaçak gidenler hastaya bilhassa bel soğukluğuna tutuldular. Iğneli oldular, düzeldiler ama.
00:23:12
Bizim bu yeni bu binbaşı Turgay kumandayla konuşup bu iş böyle olmaz. Kadınların topluyorsun bir araya getirelim. Erkekler gitmekle ne asker gitmek istiyorsa kadınları kontrol altında tutalım. Iğneliyelim, sağlık durumlarını kontrol edelim. Bu şekilde olsun. Yoksa bizim askerimiz türkiye'de yapacak bunu.
00:23:34
Dediler ve böyle bir yer.
00:23:36
Ve ben bunu mu geriye döndükten sonra ikmal yapıyorum. Ikmal deki o kadar fazla malzeme yiyecekler kalıyordu ki bu yiyeceklerden dolayı da.
00:23:37
Hı hı.
00:23:49
Köyün çocukları geliyordu 6 yaşından tut 12 13 yaşlarına kadar çocuk, kız erkek karışık çocuklar geliyordu. Ben bunlara bulunduğumuz yerin.
00:24:00
Tellerin öbür tarafında atıyordum.
00:24:04
Onlara veriyordum, fazlalığını hep veriyordum. 1 3 5 böyle verdim.
00:24:10
Kumandan yasakladı yani yüzbaşımız yasakladı haklı da veremezsin dedi. Bunları buraya sokmayın, sokmadılar ama üzülüyordum. Açtılar. Aç inanın çok samimi söylüyorum bunu kayda giriyor. Bunu söylemek doğru olmayacak.
00:24:28
12 yaşındayım beni alın ama yemek verin.
00:24:31
Ha.
00:24:32
Evet, bunu maalesef kedi, köpek gibi bir şey kalmamıştı.
00:24:33
O zaman açlık çok fazla.
00:24:39
Hiçbir şey kalmamıştı. Allah'ım bu hale kimseyi düşürmesin. Efendim de bu sebeple ben bulunduğumuz, bölüğün yandımı, bir köprüsü, akıntısı var. Hep büyük bir boru vardı buradan öbür tarafta o borunun içine sokuyordum. Onlar öbür tane gelip oradan alıyorlardı, onu da yakalandım. 15 gün hapis cezasına çarpıldım.
00:25:06
Ama benim arkamda tugay'ın imamı vardı.
00:25:12
Kayseri müftüsüydü Fevzi bey, o benim arkamdaki sağlam adamdı. Beni kontrole geliyor. Ne yapıyor ne ediyor diye diyorlar ki hapiste de.
00:25:25
Evet, neden mi hapsettin? Ben hani anlattım dedim. Bunları bunları veriyorum. Bunlarla dolayı hapsettiler bizi yarından sonra benim yanımdasın dedi. Yanına aldılar. 15 gün orda kaldılar, hapis cezasını orada çektik.
00:25:43
Bir evladımız oldu. Ahmet adını taktım, kimse yok ortada, sağda solda dolaşıyordu resimleri mevcut. Ama ya bugün şu anda yanımda değil unuttum. Onu yatırıp kaldırıyorum. Yediriyordum içiriyordum ya herkesin sevgilisiydi şunu bunu.
00:26:04
Neden sonra yine bizim yüzbaşı farkına vardı. Bunu burada tutamazsın bunu burda bilmem ne yapamazsın dediler. Muhabere bölüğü vasıtasıyla tugay'a gönderdik.
00:26:17
Çok da alışmıştık.
00:26:19
Üzülümüşsünüzdür.
00:26:19
Ve çocuk çok zekiydi.
00:26:22
Kaç yaşındaydı?
00:26:24
6 yaşlarında falandı ama çok zekiydi ingilizce olsun yahutta andım.
00:26:25
6 7 yaşlarında.
00:26:32
Türkçe olsun, kelimeleri çabuk kavrıyordu.
00:26:36
O zaman basit Türkçe kelimeler de.
00:26:39
Mesela benim jeneratör, savaş jeneratörü, mermiyi yemiş Jeneratördü. O jeneratörü anda mı değiştirelim dedik? Gittik Amerikan şeyinde orda şunu gördük o kadar büyük arazi ki arazide anladın mı her şey var?
00:26:58
Bunlar söylemek doğru olur mu, olmaz mı bilmiyorum ama bizim ordu donatım bölüğünün, adamları, askerleri işte malzeme alacağım diye oraya gider yenisini alır gelir.
00:27:13
Ha hani kamyonun komple alır gelir, ondan sonra sivile satarlardı.
00:27:20
Ooo, halka satıyorlar.
00:27:22
Halka satıyorlardı, araç satıyorlardı. Araç araç ne istersen var yapmadıkları iş kalmadı. Bu doğru olur mu olmaz mı diyemem ama hani yapıyorlardı. O aracı da siviller indi mi? Şey toplu taşıma vasıtası gibi kullanıyorlardı.
00:27:42
bu sizin savaş, bu sizin savaş esnasında gördükleriniz. Şey ateşkesten sonra gördüklerini bunu Türkler mi satıyorlardı yoksa?
00:27:42
Renk değişiyor.
00:27:45
Yok, savaştan sonraki geri çekildik.
00:27:50
Ateşkesten sonra geriye döndükten sonra.
00:27:54
Diğer ülke askerleri.
00:27:55
Bir ay şeylere.
00:27:59
Güney korelilere Türkler mi satıyorlar Türkler türkler
00:28:00
Hayır.
00:28:02
00:28:05
Ama Amerika araçlarını değil mi?
00:28:07
Hep Amerikan araçlarını işte ben götürdüm öyle dediler. Ne bekliyorsun burada dediler. Al şuradan bir tanesini götür dediler ama yapamadım.
00:28:16
Peki savaş bittikten sonra?
00:28:19
Olan bu olay.
00:28:20
Yani resmi olarak türkiye'ye geri döndünüz ya. Peki tekrar bir daha gittiniz mi güney kore'ye?
00:28:27
Güney kore'ye 11 2.011de gittim.
00:28:33
Ondan sonra bir de geçen sene gittim yo bu sene.
00:28:36
Bir de.
00:28:37
Sene bu sene mi?
00:28:38
Dur bir dakika dur yanlışlığını yok. Bu sene ocak ayında gittim.
00:28:43
2.018de gittiniz bir de kore'ye 2 kez gittim dediniz. Savaştan sonra savaş bitip türkiye'ye geri döndükten sonra şu an Güney Kore dünyanın en büyük ekonomilerinden ve dünyanın en iyi bir şekilde cumhuriyetini yaşayan ülkelerden biri.
00:29:00
Hatta dünyada top 20 ülkelerinin içerisinde yer alıyor. Siz savaş bittiğinde evet ya şu an hatta 2.030 yılında yedinci sırada yer alacağı söyleniyor. Siz savaş bitip türkiye'ye geri dönerken kore'nin hiç bu kadar gelişeceğini düşündünüz. Düşünmüş müydünüz?
00:29:05
Hatta 10. Sırada alıyor. Yanılmıyorsam.
00:29:21
Düşündüm ama bu kadar gelişeceğini hiç düşünmedim.
00:29:24
Peki şöyle bir soru sorayım, bu 2.011 ve 2.018de gittim dediniz ya gittiğiniz zaman neler gördünüz, şaşırdınız mı?
00:29:32
Hı?
00:29:36
Şaşırmadım tarihine kıymet vermişler. Değer biçmişler. Bizim gördüğümüz devirdeki köylerin sembolik olarak yerleri var. Onlar sabit ol müze halinde gidiyorsun ama yine içeride oturanlar var.
00:29:51
Bunların.
00:29:54
Bunları gittik, gezdik. Savaştığımız yerleri gördük. Efendim ve bilhassa Panmunjeaon
00:30:03
zaten bizim bulunduğumuz yerden tependen görebiliyorduk Panmunjeonu
00:30:07
Oraya da gördüm. Anlaşmanın yapıldığı gördüm başındaki şapka.
00:30:14
Sınırı koruyan hol Danimarkalı kumandanın paşa'nın hediyesidir.
00:30:22
Şapka değil diye. Peki şöyle bir şey diyelim, son sorumuzu sorup burada ben röportajımızı bitirmek istiyorum ki size de çok fazla yorduğumuzun farkındayız. 2.020 yılı kore savaşı'nın başlamasının 70 inci yılı.
00:30:31
Estağfurullah
00:30:38
Siz korelilere koreli gençlere kore'nin yeni jenerasyonuna iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
00:30:46
Var atatürk'ün sözünü söyleyeceğim. Yurtta sulh cihanda sulh, millet olarak devlet olarak, vatandaş olarak birlik beraberlik olun. Vatanın kıymetini bilin sancağınızın kıymetini bilin sancağınızın altında yaşamayı hür olarak yaşamayı bilin.
00:31:08
Yani.
00:31:09
Tavsiyem bu.
00:31:11
Benim de böyle bir röportaj yaptığınız bana bu röportaj hakkını tanıdığımız şansını verdiğiniz için çok teşekkür eder. Röportajımızı burada bitiriyorum izninizle.
00:31:18
Ben de size teşekkür ederim.
00:31:21
Teşekkür ediyorum, benden mi bütün dünyayı sesleniyorum, birlik beraberlik oldum. Her insan hür vaziyette yaşamasını bilelim.
Kaynak dosya: 6.Ali Muzaffer Kocabalkan (Okan).docx