
1930 · Turkish · Turkish
Mehmet Çöpten
Görüşme transkripti
Çöpten, Mehmet
Transcribed by Erkan Dinç on 02/026/2025
00:26:17
00:00:49
Görüşmeci:
Hoş geldiniz ilk öncelikle kendinizi tanıtır mısınız, isminiz nedir?
00:00:50
M. Çöpten: Hoş bulduk efendim.
00:00:54
M. Çöpten: İsmim Mehmet Çöpten Konya Akşehir doğumlu.
00:00:58
M. Çöpten: Evet.
00:00:59
M. Çöpten: 1930 doğumluyum.
00:01:01
M. Çöpten: Evet, okul olarak ilkokul. İlkokul mezunuyuz.
00:01:04
Görüşmeci:
İlkokul mezunusunuz. Aileniz kaç kişiydi, kaç kardeşiniz vardı mesela anneniz babanız ne iş yapıyordu?
00:01:10
M. Çöpten: 5 kardeştik.
00:01:14
M. Çöpten: Annem babamla rençberlikle, tarımla uğraşırdı.
00:01:17
Görüşmeci:
İkisi de.
00:01:19
M. Çöpten: Evet
00:01:20
Görüşmeci:
Peki şöyle bir şey, kaç kaç kız kardeş, kaç erkek kardeşten?
00:01:24
M. Çöpten: Kız kardeşimiz yoktu, hepsi erkekti.
00:01:26
Görüşmeci:
Ki peki, hangi, ne zaman askere alındınız?
00:01:31
M. Çöpten: 1951’de
00:01:33
00:01:34
Görüşmeci:
51 yılında askeri alındınız. Peki rütbeniz çavuş var dediniz, çavuştunuz. Peki Mehmet Bey özelliğiniz var mıydı? Mesela topçu birliğinde miydiniz, er miydiniz piyade çavuş
00:01:51
Görüşmeci:
Piyade dediniz peki Mehmet Bey, Kore'ye hangi tarihte gittiniz?
00:01:57
M. Çöpten: 1952
00:02:00
00:02:01
M. Çöpten: Haziran ayında gittik de şimdi gününü pek şey demeyeceğim.
00:02:03
Görüşmeci:
O zaman tam olarak varış tarihiniz 6 altıncı ayla yedinci ay arası.
00:02:09
Görüşmeci:
Evet Kore’deyken hangi alay hangi tabur, hangi bölük, hangi filmde olduğunuzu hatırlıyor musun?
00:02:13
M. Çöpten: Kore’ye Kore’ye Tugay gitti Tugay evet.
00:02:18
M. Çöpten: Gitti.
00:02:20
Görüşmeci:
Hangi tugayda olduğunuzu hatırlıyor musunuz?
00:02:22
M. Çöpten: Üçüncü Tugay şey diyor.
00:02:24
Görüşmeci:
Üçüncü Tugaydaydınız.
00:02:25
M. Çöpten: Evet.
00:02:27
Görüşmeci:
Peki Kore'ye vardığınız zaman büyük bir ihtimalle Busan kentine vardınız değil mi ilk önce?
00:02:33
Görüşmeci:
Busan’a indik peki Kore nasıl gözüküyordu? Koreliler nasıllardı? Bana birazcık tarif edebilecek misiniz?
00:02:39
M. Çöpten: Şimdi hal durumlarını mı soruyorsunuz? Hal durumları tabii 18 Devletin askeri varmış orada bir onların yaptığı tahribat var bi de düşmanın vermiş olduğu tahribat var. O zamanlar hakikaten çok biz onlara üzülüyorduk.
00:02:42
M. Çöpten: Evet.
00:02:55
M. Çöpten: Çocuk.
00:02:56
Görüşmeci:
Mesela Kore nasıl gözüküyordu? Binalar yanmış mıydı en çok sevdiğin.
00:02:59
M. Çöpten: Binalar yıkık yumuktu her taraflar.
00:03:02
Görüşmeci:
Peki en çok aklınızda kalan görüntüleri anlatabilir misiniz?
00:03:03
M. Çöpten: O görüntüler şimdi Seul’da Çok yerler yıkılmış, bombalanmış yormuş, yok olmuş.
00:03:12
Görüşmeci:
Evet, o dönem gördüğünüz Koreliler mesela.
00:03:17
Görüşmeci:
Sizin siz onları gördüğünüzde neler hissettiniz? Dikkatinizi en çok ne çekti mesela?
00:03:22
M. Çöpten: Çok yavrum bak çoluk çocuk şeyi falan rezaletti. Yani bakımsız onları biz çok üzülüyorduk.
00:03:32
Görüşmeci:
Mesela öksüzlere, yetimlere gördünüz o zaman.
00:03:35
M. Çöpten: Yetimler, öksüzler onlara bir kamp gibi şey ayırmışlar. Çat çat çat diye bağırıyorlar falan onlar çok şey ettiler. Yazık çok üzülüyorduk onlara.
00:03:44
Görüşmeci:
Peki kendi yemeğimizden ya da kıyafetlerinizin onlara.
00:03:47
M. Çöpten: Onu şöyle diyeyim, o içerideki sivillere bir şey yapamayız. Yalnız biz cephede Kore askerlerine şey diyorduk. Çünkü Amerikalılar yasaktı. Biz gizli veriyorduk onlara.
00:03:47
00:03:59
Görüşmeci:
Gizli ver neler verdiniz?
00:03:59
M. Çöpten: Gir.
00:04:02
M. Çöpten: Bize yemek ne çıkıyorsa oradan fazla çıkıyordu. Gizli yemekleri onlara da veriyorduk biz.
00:04:08
Görüşmeci:
M. Çöpten: Peki Korede’yken hangi cephede olduğumuzu hatırlıyor musun? Hangi cephedeydiniz?
00:04:12
M. Çöpten: Tabii tabii bir dakika savaş yaptığım Cephe ilkin çorman cephesine girdik.
00:04:18
M. Çöpten: Çorman cephesi.
00:04:21
M. Çöpten: Ve orada 52. rakamlı tepe vardı.
00:04:24
M. Çöpten: Karşımızda Papazan dağı vardı, Papazan dağı.
00:04:30
M. Çöpten: Vardı.
00:04:31
M. Çöpten: Bunun karşısındaydık biz. Biz o 52 rakamlı tepede.
00:04:36
M. Çöpten: Devamlı çavuş olaraktan ben aslında bir de şeye gidiyorduk. Keşfe 2 takım olaraktan o tepede.
00:04:45
M. Çöpten: Mevzilerimiz vardı, hafif karardı mı? Geçiyoz orayı, alıyorduk. Yani öncü birlik öyle, ilkin düşmanla biz çarpışıyorduk. Orada birkaç sefer çarpıştık yalnız Ocak 10’da.
00:04:51
M. Çöpten: Öncü birlik.
00:05:01
M. Çöpten: Baya onlar bir Tugay gazetesi yazardım.
00:05:06
M. Çöpten: Baya bi kuvvetler bizi çevirmişler, yalnız ben ön tarafa er bırakıyordum. Bir 10 15 m ileriye o ağaçların altına onlar dinleme yapıyordu. Bir de onları telefon çekiyordum. Ben onlar seslen vermiyordu, bir üf diyordu bize o yatıyordum oraya biz ondan sonra ateşe başlıyorduk.
00:05:27
Görüşmeci:
Ay.
00:05:27
M. Çöpten: Çünkü onlar çok sinsi geliyorlardı. Çok ne zaman geldiklerini bilemezsin.
00:05:32
M. Çöpten: O zaman telsiz ile kandırdınız aslında telsiz değil telefonla özel telefonla çeviriyoruz.
00:05:39
M. Çöpten: Telefonla tabii 2 arkadaş bırakıyordum. Ben oraya o arkadaşlarımız diyordum ki bir Çinliler yanınızdan geçer. Oradan geçtik çünkü sağın solu şeydin uçurum. Evet o tepeden gelmek mecburiyetindelerdi o onlar yalnız üfürüknen telefona üft pif diyordu.
00:05:40
Görüşmeci:
Arıyordunuz onları.
00:05:51
M. Çöpten: Evet.
00:06:00
M. Çöpten: Üç sefer üflediği zamanlarda demek ki düşman geliyor.
00:06:02
M. Çöpten: Biz hemen ateşe.
00:06:03
M. Çöpten: Başlıyorduk. O zaman belli başlı şeyler de kullandığınız o dönem parolalar.
00:06:11
M. Çöpten: 3 kez mesela üflemesi.
00:06:13
M. Çöpten: Tabii o bi kendimize göre bizim icat ettiğimiz parola bize şeyim vardı. Bölüğün parolası vardı mesela onlar 1 Aralık bir sefer bize baskın yapacakları zamanlarda bizim taraftan geliyorlardı. Ellerini kaldırmışlar 8 10 kişi yani çeti ellerine değil yürüyerek geliyorlardı
00:06:33
M. Çöpten: Parola soyun sorunca parolayı bilmedikleri için ellerini kaldırdılar. Yani esir oluyoruz diye ama alttan sürünerekten da gelenler vardır.
00:06:43
M. Çöpten: Bu tecrübe edilen sabit oldu. Biz bunlara hemen ateş ediyorduk. Silahlarımız güçlü.
00:06:45
Görüşmeci:
Hı hı.
00:06:50
Görüşmeci:
Onun dışında mesela neler yaptınız o cephedeyken yaşadığınız olayları anlatmaya devam eder misiniz?
00:06:57
M. Çöpten: Şimdi Çorman cephesinde aynı böyle yani çorman cephesi çok hareketli değildin. Yani büyük taarruzlar falan yapmadılar.
00:07:07
M. Çöpten: Küçük küçük yapıyorlardı mesela akşam sekizde falan yaptıkları zaman 8, 9’da yaptıkları zamanlarda bi bu şey diyordu. Bir rahatsız etme şeyi var diyor. Ateş etti mi? Geriye çekiniyorlardı. Yani akşamları 8 10.000 kişiyle geliyor.
00:07:26
Görüşmeci:
Uykunuzu kaçıyorlardı.
00:07:26
M. Çöpten: Gece gece yarısı olduğu zaman kuvvet düşüyor. Hele sabaha karşı onlar 300 500 kişiyle yapıyorlar. Böyle rahatsız etmek istiyor. Böyle karşılıklı ateş keşifler bir de şu var, Çinlilerin yapmış olduğu bir şey vardı Papazan dağının altında.
00:07:43
Görüşmeci:
17.
00:07:45
M. Çöpten: Evet, bizim topçuları aldatmak için aynı Cemseler oluyor ya cemseler çalışıyor. Aynı cemselerin çalıştığı gibi bir de farlar var. Farlar, fara şeyler farları yanıyor ya. Evet, arabaların o farları bir de sağ sol yapıyor. Sanki yürüyormuş araba da viraj dönüyor, bilmem ne yapıyor zannediyorsun.
00:07:54
M. Çöpten: Araçlar.
00:07:55
Görüşmeci:
Değil mi?
00:08:06
Görüşmeci:
Hı hı.
00:08:07
M. Çöpten: En sonunda birkaç sefer bizim topçulara ateş eder, bizi kandırıyorlar.
00:08:12
Görüşmeci:
Tamam.
00:08:13
M. Çöpten: Arabalar çalışıyor, geliyorlarmış gibi.
00:08:13
M. Çöpten: Sonra sonra dediler ki yine efendim bunun mutlaka bizim emir geldi, bunu öğrenmesi lazım. Biz de üsteğmen var. O birinci takımı üsteğmeni. O onla bütün çavuşlarına beraber oraya şeye gittik.
00:08:31
M. Çöpten: Oraya kadar yanaşıcaz ama geri birlikler silahları ayarladılar. Yana bize bir ateş eden olursa bizim bi.
00:08:37
M. Çöpten: Gidiş geliş sınırımız var. Onun dışına çıkarsak biz de ölebiliriz. Ateşten tehlikeli tabii tabii şimdi biz onların diplerine kadar yanaştık. Böyle bir şey olma aldatma olduğunu gördük, geriye çekildik. Yani onda yapıyor, bilerek yapıyorlar, bizi aldatıyorlardı. Tabii ışıklarla aldatıyorlar.
00:08:43
M. Çöpten: Bir.
00:08:50
Görüşmeci:
Bilerek ses yapıyorlar ha?
00:08:54
M. Çöpten: Işıklarla kandırıyorlardı. ışık ve ses kullanarak kandırdılar.
00:08:56
Görüşmeci:
Peki hiç hayatınızın tehlikeye girdi bir anı oldu mu savaş esnasında?
00:08:58
M. Çöpten: Evet, evet.
00:09:04
M. Çöpten: Ben şimdi.
00:09:05
M. Çöpten: Bir.
00:09:06
Görüşmeci:
Ya da yararlandığınız bir an oldu mu.
00:09:08
M. Çöpten: Şimdi orada bir yaralanma olmadı. Şöyle diyeyim, ben şimdi çorman hayatı corman cephesi aynı birbirine benzer olaylar yani anlattıklarım geçelim. Şimdi biz orada 4-5 ay
00:09:21
M. Çöpten: Kaldık bu sefer.
00:09:23
M. Çöpten: Şeye Incheon cephesine geçtik Vegas muharebelerine.
00:09:24
M. Çöpten: İyi ki onun da.
00:09:28
M. Çöpten: Orası çok hareketliydi. O zaman İncheon’a da gittiğiniz değil mi?
00:09:32
M. Çöpten: Tabii.
00:09:34
M. Çöpten: Incheon Cephesi diyorlardı Incheonla Vegas aynı canım.
00:09:37
M. Çöpten: Ve işte Vegas Vegas karşımızda orada şöyle tepeler vardı.
00:09:44
M. Çöpten: Büyük Berlin, küçük, Berlin.
00:09:46
00:09:47
M. Çöpten: Bu bizim üçüncü tabur 11. Bölüğün
00:09:51
M. Çöpten: E üçüncü takımı tutuyordu burayı.
00:09:53
M. Çöpten: Bi dakika üçüncü üçüncü tugayın taburu.
00:09:56
M. Çöpten: Üçüncü taburun, üçüncü taburun taburun 11. Bölük.
00:10:00
M. Çöpten: 11. bölük.
00:10:02
M. Çöpten: üçüncü takımı.
00:10:02
M. Çöpten: Üçüncü takımı.
00:10:04
M. Çöpten: Evet, şimdi orada bir takım küçük Berlin’deydi.
00:10:09
M. Çöpten: Küçük Berlin’deydi bir takım.
00:10:11
M. Çöpten: Da bir takımda büyük Berlin’deydi. Geçelim altıncı bölükte ikinci taburun altıncı bölüğü de Vegasta’ydı, Vegas'ta bizim karşımızdaydı yan tarafımızda hemen yakın. Tabii tabii çaprazında.
00:10:11
00:10:23
Görüşmeci:
Şimdi söyle.
00:10:27
Görüşmeci:
Şimdi bi daha hani kontrol etmek için soruyorum da?
00:10:31
Görüşmeci:
Üçüncü taburun 11. Bölüğü üçüncü takımı büyük Berlin deydi?
00:10:37
M. Çöpten: Büyük Berlin’deydi.
00:10:38
M. Çöpten: 2 mangası büyük Berlin’de bir mangası da küçük Berlin’deydi.
00:10:42
Görüşmeci:
O zaman yani tamamıyla bu dağ ya da tepelerin üzerindeydi.
00:10:48
M. Çöpten: Tepe.
00:10:48
M. Çöpten: Ve tabii tepede bunlar mevzilerimiz vardı orada.
00:10:51
M. Çöpten: Bul.
00:10:52
Görüşmeci:
Hemen en yakınınızda da Vegas gözüküyordu, di mi?
00:10:55
M. Çöpten: Şimdi şöyle diyeyim, Vegas bizim yan tarafımızda ondan sonra Carson Reno geliyordu ileride.
00:11:02
Görüşmeci:
Ne diye geçti pardon?
00:11:03
M. Çöpten: Carson Tepesi Reno burada da birlikler vardı bunları ama ikinci tabur vardı buralarda.
00:11:12
Görüşmeci:
Yani en çok sizin en net gördüğünüz şey Vegas mıydı?
00:11:15
M. Çöpten: Ha, şimdi bizde şeyi anlatayım. Çormanda onu geçtim, unuttum. Mart 10 Çinlilerin bi Bayramı varmış. Biz keşiften döndük, aydınlandım, geriye dönüyorduk. Keşiften geriye dönünce bize dediler ki yahu.
00:11:20
M. Çöpten: Değil.
00:11:36
M. Çöpten: Sizin tepeye, çiçekler miçekler falan konmuş dediler.
00:11:41
M. Çöpten: Döndük mü dürbünle bakıyorlar ya evet, ondan sonra yine tekrar geriye döndük ya tabii hedef göstermeden yerden yere bize çiçekler koymuşlar. Onları bayramıymış bir de propaganda yapıyorlar.
00:11:57
M. Çöpten: Diyorlar ki işte siz orta asya'dan gittiniz. Biz yakın akraba sayılırız bir bi birbirimizi niye kavga ediyoruz diyen yazılar koymuşlar. Propoganda yazıları onları biz tabii toparladık, bölüğe, verdik bölükte Tugay Tugay’dan da tabur şeye.
00:12:12
00:12:18
Görüşmeci:
Kayıtlara geçti.
00:12:19
M. Çöpten: 25. Tümendeydik biz 25. Tümene gitti.
00:12:23
M. Çöpten: Evet, ondan sonra işte şeyi şimdi Vegas anlatalım. Büyük Berlin'den büyük Berlin'de biz.
00:12:25
Görüşmeci:
Vegas’a geçtiniz
00:12:31
M. Çöpten: O mevziillerimizi çok sağlam yaptık.
00:12:35
M. Çöpten: Yani top şey 2 parça 2 3 katını parçalıyordu. Şey etmiyordu. Biz orada zayiat vermedik ama gündüzleri olduğu gibi ağaç taşıyorduk, arkadan getiriyorlardı. Sırtımızda getiriyorduk onları kum torbaları vardı. Toprak doldurup doldurduk üstünü falan şimdi orada.
00:12:54
Görüşmeci:
Peki?
00:12:58
M. Çöpten: Birkaç sefer böyle bir rahatsız ettiler de aşırı değildin. Allah bağışlasın.
00:13:01
M. Çöpten: Yani sizden çok Vegas cephesı.
00:13:04
M. Çöpten: Vegas cephesi şöyle oluyor.
00:13:07
M. Çöpten: Şimdi bizi o anda barış şey diyorlardı. Görüşmeleri vardı bu da.
00:13:12
M. Çöpten: Var.
00:13:15
M. Çöpten: Onların kafasında karşıyı gevşetmek yani barış olacak falan diye askerleri gevşetmek savaşta bizim subayımız dedi. Savaş dedi. Cepheden geriye çekilince kadar aynı tempoda muhafaza etmemiz gerekli. Derdi bize yüz başımız, yüzbaşı şeyi yüzbaşımız.
00:13:36
M. Çöpten: Ve biz tabii çok dikkatli duruyoruz. O Vegas'a bunlar şimdi yedi elli.
00:13:42
M. Çöpten: civarında falan 19 işte 19 50 civarında.
00:13:46
M. Çöpten: Akşam.
00:13:51
M. Çöpten: İlkin bize başladı havan topları.
00:13:56
Görüşmeci:
Nasıl?
00:13:56
M. Çöpten: Evet.
00:13:58
M. Çöpten: Yağmur gibi tepemize iniyordu.
00:14:01
M. Çöpten: Şimdi onlar havan topları
00:14:03
M. Çöpten: Orada ateş edilirken.
00:14:07
M. Çöpten: Havan topu geriye kaydığı zamanlarda arka tarafa.
00:14:11
M. Çöpten: Mutlaka düşman askeri sana hücum etmeye başlar. Şimdi topçu.
00:14:16
M. Çöpten: Topla şey topları, havan topları geriye kaydı.
00:14:22
M. Çöpten: Biz dedik dikkat edin ateş edin filan ediyoruz ama.
00:14:25
M. Çöpten: Kesin bakalım kesiyor yok ses yok.
00:14:29
Görüşmeci:
Niye?
00:14:31
M. Çöpten: O kandırmaca bizi o geçer yazıda da geçer. O bizi kandırıyorlar ama onu arkasından büyük taarruzu büyük şeyini.
00:14:40
M. Çöpten: Vegas'a yapıyorlar.
00:14:42
Görüşmeci:
Sizi kandırıp bu saldırıyorlar.
00:14:44
M. Çöpten: Vegas’a hücüm ediyorlar. Evet, biz de o zamanlar bir tane şehidimiz vardı. Cephede biz fazla bi zayiat vermedik ama altıncı bölük çok zayiat verdi onlar.
00:14:58
M. Çöpten: Altıncı bölük.
00:14:58
M. Çöpten: Zaten yazılarımda var. Orada da onlarda kitabı var kitabından çıkardım.
00:15:04
Görüşmeci:
Anladım.
00:15:05
M. Çöpten: O şeyde altıncı bölük çok zayiat veriyor. Carson Elko çok zayiat veriyor, alıyorlar şey diyorlar.
00:15:13
M. Çöpten: Dicem bu devam etti aşağı yukarı 36 saat.
00:15:16
M. Çöpten: Falan devam etti. Savaş.
00:15:18
M. Çöpten: 36 saat
00:15:19
M. Çöpten: Evet.
00:15:24
M. Çöpten: 153 Cana ölü verdiler. Bizim askerlerimiz 153
00:15:27
M. Çöpten: kişi vefat etti o sırada.
00:15:31
Görüşmeci:
Evet.
00:15:34
Görüşmeci:
Peki hiç o dönem yaralanan kişilerin sayısını hatırlıyor musunuz acaba?
00:15:38
M. Çöpten: Bize mi bize yaralanan olmadı. Bir kişi öldü.
00:15:42
Görüşmeci:
O peki ölenler?
00:15:45
M. Çöpten: 153 kişi. Onlar biz altıncı bölükten onlar.
00:15:49
Görüşmeci:
Vegas’ta ölenler mi?
00:15:49
M. Çöpten: Vegasta ölenler edindiğimiz bilgi bu.
00:15:51
Görüşmeci:
Sizden sadece tek bir kişi öldü.
00:15:54
M. Çöpten: Bir kişi öldü Büyük Berlin'de? Evet.
00:15:56
Görüşmeci:
Büyük Berlin.
00:15:59
M. Çöpten: Bu tabii. O dönem Vegas’a saldırı yapılan 36 saat içerisinde.
00:16:02
M. Çöpten: 36 Saat içinde
00:16:08
Görüşmeci:
Peki bu?
00:16:12
Görüşmeci:
Berlin'den geçtikten sonra Vegas’ı tabii 36 saatin sonunda. Peki neler yaşandı, hatırlıyor musunuz?
00:16:19
M. Çöpten: Şimdi onlar artık öyle 36 saat ettiler, değişmeler oluyor.
00:16:25
M. Çöpten: Bi bizim birlik alıyor, bir onlar alıyor bi bizim birlik alıyor. Bir onlar alıyor.
00:16:32
M. Çöpten: Sonra en sonunda bizim birinci takım vardı. Birinci takım oraya taarruz ettirdiler aldı. Sonra Amerikalılara teslim ettiler.
00:16:37
Görüşmeci:
Evet.
00:16:44
Görüşmeci:
Üçüncü tabur 11. bölük birinci takım sizin yanınıza geliyor değil mi? Vegas’a gidiyor. Tamam.
00:16:48
M. Çöpten: Evet, birinciden yok, bize değil Vegas'a alıyor, Vegas’ı alıyor.
00:16:54
Görüşmeci:
Onu da bir nota edelim çünkü bu gibi bilgiler çok önemli bilgiler. Şimdi şöyle bir soru soracağım, o zaman size.
00:17:03
Görüşmeci:
Orada bulunduğunuz süre içerisinde Kore'nin en kötü halini gördünüz değil mi?
00:17:10
Görüşmeci:
Sonuçta.
00:17:10
Görüşmeci:
İşte Kore’nin değil cephenin en kötü hali.
00:17:12
M. Çöpten: Cephenin en kötü hali, fakat sonuçta savaş bittikten sonra ya da.
00:17:14
Görüşmeci:
Evet.
00:17:18
Görüşmeci:
Siz savaş bitmeden önce mi Türkiye'ye geri döndünüz? Barış anlaşması ya da ateşkes o dönem imzalanmış mıydı?
00:17:22
M. Çöpten: İmzalanmamıştı Şimdi şu var.
00:17:27
Görüşmeci:
İyi.
00:17:29
Görüşmeci:
Siz Türkiye'ye geri dönerken değil mi?
00:17:31
M. Çöpten: Evet daha.
00:17:32
M. Çöpten: Biz dönmeden daha devam ediyordu. Şeyler dördüncü kafile geldi ama barış.
00:17:39
M. Çöpten: Olmak üzereydim. Dördüncü kafile bizden teslim aldılar. Dördüncü Tugay fakat onlar savaşa falan girmediler. Öyle bir taarruz onlara yapılmamış.
00:17:43
Görüşmeci:
Evet.
00:17:51
Görüşmeci:
Tamam o zaman Kore'den Türkiye'ye geri dönerken hiçbir şekilde barış daha imzalanmıştı.
00:17:57
M. Çöpten: Evet, ha bir şeyi daha geçtim, ben şeyde 52 rakamlı tepeden bi de Çin üsteğmeni esir aldık.
00:18:07
M. Çöpten: Çin üsteğmeni.
00:18:07
M. Çöpten: Ha onu şey ettim ben unuttum onu evet.
00:18:10
Görüşmeci:
Hatırladığınız şu an.
00:18:13
Görüşmeci:
Buyurun devam edin.
00:18:14
M. Çöpten: Esir aldık şimdi Tokyo'ya.
00:18:18
M. Çöpten: Subay ve astsubaylar birer hafta izinli giderlerdi.
00:18:20
Görüşmeci:
Hı hı.
00:18:23
M. Çöpten: Bizim çavuş erler gitmezlerdi.
00:18:26
M. Çöpten: Subaylar sadece işte.
00:18:27
M. Çöpten: Subaylar sadece astsubaylar giderdi. Bana da mükafat olaraktan bir izin çıkmıştı. O vesileyle ben Tokyo’yu da görmüştüm Japonya'yı.
00:18:41
Görüşmeci:
Şöyle, o zaman daha değişik bir soruya geçelim mi isterseniz Kore'ye bu savaş bittikten sonra Türkiye'ye geri döndükten sonra hiç Kore'ye gitme gibi bir fırsatınız oldu mu hiç gittiniz mi?
00:18:54
M. Çöpten: Şeyde 2002’de dünya kupasında gittim.
00:18:57
Görüşmeci:
2002 yılında gittiniz.
00:18:58
M. Çöpten: 2002 yılında dünya kupasında gittim.
00:19:01
Görüşmeci:
Dünya Kupasında peki şöyle bir soru sorayım, bu Dünya Kupası gittiğiniz zaman Seul’deydiniz. O Seul’un en yıkık Seul’deydiniz
00:19:10
M. Çöpten: Ama şimdi o gittiğimiz zamanlarda yıkık yok.
00:19:13
Görüşmeci:
Bu.
00:19:15
Görüşmeci:
Hay 2002 yılından değil, 1952 yılında gittiğiniz zaman Seul yıkık döküktü her taraf. Peki 2.002 yılında gittiğinizde şaşırdınız mı? Nelerin hissettiniz?
00:19:15
M. Çöpten: Şey.
00:19:26
M. Çöpten: Başla şaşırılacak felan şey ettiğime göre edindiğim bilgiye göre 12.000.000 nüfusun varmış. Çok temiz bir şehir, bir de onları takdir ettiğim yerler çok araştırdım. Ben yaşlıların hepsi aşağı yukarı.
00:19:46
M. Çöpten: O parklarda falan.
00:19:48
M. Çöpten: Devlete bir şeyler vermeye çalışıyorlar.
00:19:51
Görüşmeci:
Çalışıyorlar hep o şeyleri o ağaçlandırılması, o parklar falan, aklın durur, o güzellik gittiniz mi? Seul’a git sen gittin mi.
00:19:59
M. Çöpten: Evet. Gittim fırsatım oldu
00:20:01
M. Çöpten: Nerde o ağaçlıklar falan şeyler falan çok çok güzel.
00:20:05
Görüşmeci:
Hı hı.
00:20:06
M. Çöpten: Çok güzel bir de şu var 3 3 yere de Seul’dekini gördüm de. 3 yere de şehitler anıtı dikmişler. Biz çok gururlandık. Ondan çok hoşunuza gitti. 3 yere, yapmışlar, çok hoşumuza gitti onlar.
00:20:11
Görüşmeci:
Evet.
00:20:20
Görüşmeci:
Peki Dünya Kupası'nda gittiğiniz için o an Seul’daki Seul'daki.
00:20:27
Görüşmeci:
Etraf nasıldı mesela hissettiğiniz duygular nasıl o anda bulunduğunuz dönem ortam nasıldı sizin için?
00:20:32
00:20:35
M. Çöpten: Şöyle şöyle bir şey efendim, onların bize sıcak davranışı, o güzelliği gördüğümüz zamanlarda gurur duyduk. Bizim yaptığımız şeyler yerden göğe kadar helal olsun diye helal ettik. Yani onlara efendim bir de anımı söyleyeyim, ben köye döndüm, ben Kore’ye seçildim.
00:20:50
M. Çöpten: En.
00:20:58
M. Çöpten: Seçildikten sonra Seferihisar’da eğitim gördük. Burada Seferihisar'da 4 ay gece eğitimi gördük.
00:21:02
Görüşmeci:
Evet.
00:21:05
M. Çöpten: İzinli gittim 10 gün.
00:21:08
M. Çöpten: Ayrılıyorum, şimdi Kore’ye gideceğiz. Rahmetli annem çok hem dindar hem de çok memleket seven bir insandı.
00:21:16
M. Çöpten: Dediler, ağlıyorlar, ben ayrılıyorum diye.
00:21:20
M. Çöpten: Annem ağlamıyor.
00:21:23
M. Çöpten: Dediler ki niye ağlamıyorsun? Mehmet dediler Kore’ye gidiyor.
00:21:27
00:21:27
M. Çöpten: Gelir gelmez bilmem ne yapmaz ben dedi. Kore’ye gönderiyorum, bunu yetiştirdim. Bu ülke için ülkemin devletim oraya gönderiyor insanları kurtarmaya gidiyorlarmış diyor bilmiyor tabii ha benim oğlum orada kalırsa diyor. Şehit olursa ben şehit annesi diye göğsümü kabartırım diyor.
00:21:48
M. Çöpten: Eğer diyor, gazi dönerse gazi annesiyim deyi göğsünü kabartırım diyor. Ne mutlu ki böyle bir anneye diyor.
00:21:56
M. Çöpten: Onu hiç unutmam efendim, biz çavuş kursundaydı. Ben uzamasın diye söylemedim. Çavuş kursunun dağılmasına 10 gün vardı. Biz çavuş kursunda 78 kişiydik, 70 kişi gönüllü çıktık. Hepimiz gönüllü gençlik ya gönüllü ayrıldık.
00:22:14
Görüşmeci:
Şöyle bir soru sorayım, Kore'nin en kötü halini gördünüz sonuçta.
00:22:20
M. Çöpten: Savaştayken en yıkık en kötü halini yıkık dökük. Korelilerin aç susuz belki de kıyafetleri parça yırtık, pırtık yiyecek bulamıyordu onla.
00:22:21
M. Çöpten: Kötü halini gördük.
00:22:31
M. Çöpten: Ya belki de giyecek bulamıyordu onlara biz şeyde istiklal savaşından evveli çekmişiz, yavrum.
00:22:37
M. Çöpten: Biz yırtık, yırtık elbiseler giyiyordu, bilmem ne yoktu bizim savaşta mı? Biz de öyle yoksulluklar çektik anlatırlardı.
00:22:45
Görüşmeci:
O zaman şöyle bir şey sorayım, o halini Korelilerin o halini gördükten sonra 2002’de de gittiniz. İkisinin arası onları bu kadar gelişebileceğini hiç tahmin edebiliyor muydunuz?
00:22:58
M. Çöpten: Çocuğum gelişmeler nereden kaynaklanıyor biliyor musun? Birbirini sevmeden, birbirine birlik olmadan ülkesini sevmeden.
00:23:06
M. Çöpten: Ülkesini çok seviyorlar ki çabuk gelişmişler.
00:23:10
Görüşmeci:
Onu ne hissettiniz?
00:23:11
M. Çöpten: Tabii tabii çok ya çabuk girişmişler.
00:23:14
Görüşmeci:
Sizce bu gelişmenin nedeni nedir?
00:23:18
M. Çöpten: Nedir olacak biliyor musunuz? Hepsi çok çok çalışmışlar. Yaşlılar vaktini böyle sağda solda geçirmiyorlar. Hepsi de devlete bir şeyler vermeye çalışıyor, elinden geleni yapıyorlar. Tabii hiçbir sefil vatandaş dışarıda görmedim. Ne sakat gördüm.
00:23:30
M. Çöpten: Elinden geleni yaptıkları.
00:23:39
M. Çöpten: Ne de dilenci gördüm.
00:23:42
M. Çöpten: Öyle bir zevklendik ki o kadar şey ettik. Hiç lambaları ihlal etmiyorlar. Gittin mi gördün mü, ediyorlar mı yok kural ya kurallara uyuyorlar açıkçası.
00:23:49
M. Çöpten: Tabii ki de.
00:23:53
Görüşmeci:
Kuralcı olmaları da hoşunuza gitmiş bakıyorum.
00:23:55
M. Çöpten: Tabii tabii tabii ne güzel bir şey ne güzel bi şey onların bize yakın mı?
00:24:02
Görüşmeci:
Peki Mehmet Bey son bir soru sorup şeyi bitireceğiz, röportajı şimdi bitireceğiz, hazır mısınız? 2.002 yılı 2.020 yılı Kore Savaşı'nın başlamasının 70. Yılı olarak kabul ediliyor. Kore gençlerine Kore'nin yeni jenerasyonuna.
00:24:05
M. Çöpten: Hı?
00:24:20
Görüşmeci:
Ha o kadar gençlere savaşı da bizzat görmüş ve yaşamış biri olarak iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
00:24:27
M. Çöpten: İletmiş zaten onlara bir şey demeye gerek yok. O şeyleri hatırları görüyor. Oradan bi ufak bir şeyle cevap vereyim. Ben size müzelerine gittik. Biz müzelerine gittiğimizde anaokulu vardır. Küçük bebekler var ya öğretmenimiz onlara yemek veriyor.
00:24:43
M. Çöpten: Evet.
00:24:47
M. Çöpten: Onları yemek yediriyor.
00:24:49
Görüşmeci:
Müze de ama karşıda savaşı.
00:24:53
M. Çöpten: Kore savaşında gördük.
00:24:54
M. Çöpten: Gösteren Kore Savaşı'nı gösteren film var. Çocuklara hem yediriyor hem onlara anlatıyor. Öğretmen gittim, tebrik ettim. Hatta çok güzel bir şey. Onları bizim bir tavsiye edecek bir tarafımız yok. Onlar zaten gerekeni yapıyor. Çocuklar gençleri mesela şeye biniyorsun.
00:25:15
M. Çöpten: Metroya biniyorsun.
00:25:16
M. Çöpten: Bu 10 tane Kore genci görürsen sekizinin elinde kitap var.
00:25:20
Görüşmeci:
Bu sizin çok hoşunuza.
00:25:21
M. Çöpten: Gitmiş dedi mi? Sonra kitap okuyanlar için de Japonya Kore falan önde çıkıyor. Ben okuyorum ben şimdi itfaiyede amirlik yaptım. Dışarıda taksicilik yaptım. 2 iş yaptım, 4 çocuğumu okuttum.
00:25:35
Görüşmeci:
Eğitime önem verdikleri için bu kadar geliştiklerinde düşünüyorsunuz.
00:25:38
M. Çöpten: Evet, evet, ilkin eğitim bizde şu vardı, bir memlekette yok etmek için örf ve adetlerini yok edeceksin. Tüketime alıştıracaksın.
00:25:50
M. Çöpten: Bir de eğitimini zayıflatacaksın. Bu üçünü yaptığın zaman da savaş yapmaya gerek yok.
00:25:56
Görüşmeci:
Peki o zaman sizin böyle düşüncelerinizi bize ilettiğiniz ve bana böyle bir röportaj yapma şansını verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Şu an röportajı burada bitiriyoruz. Bize röportaj yapan.
00:26:04
M. Çöpten: Çok sağ olun, çok sağ olun.
00:26:07
M. Çöpten: Tabii tabii yani oralar anlatmakla bitmez çocuğum.
00:26:12
Görüşmeci:
Bu röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
00:26:15
M. Çöpten: Çok teşekkür ederim.
Kaynak dosya: 4.Mehmet pten (Okan).docx