
1930 · Turkish · Turkish
Mehmet Esen
Görüşme transkripti
Esen, Mehmet
Transcribed by Erkan Dinç on 03/05/2025
00:11:42
00:00:01
Görüşmeci:
Bana bu röportajı yapma imkânı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. İsminizi öğrenebilir miyim
00:00:06
M. Esen: Mehmet Esen
00:00:08
Görüşmeci:
Mehmet Bey hoş geldiniz, acaba doğum tarihinizi öğrenebilir miyiz?
00:00:13
M. Esen: 7 Ekim 1930.
00:00:15
Görüşmeci:
Peki Mehmet Bey hangi okul mezunusunuz?
00:00:19
M. Esen: Şimdi Alman Harbi çıktı, ilkokul bir sene geç gittim ortaokuldan.
00:00:24
Görüşmeci:
Ortaokul mezunusunuz teşekkür ediyoruz. Böyle bilgiler için aileniz acaba anneniz babanız ne işle meşguldü?
00:00:31
M. Esen: Reçberlerdi(emekçi çiftçi demekmiş) efendi biz böyle orta halli bir aileydi.
00:00:36
Görüşmeci:
Peki öyle bir durum var diyorsunuz. Peki Mehmet Bey şöyle bir soru sormak istiyorum, kaç tarihinde hangi yıl askere alındınız?
00:00:46
M. Esen: Valla 1949’un son aylarıydı. Yani biz belli bir sonbahar vardı. Bu Sarıkışla’dan gittik. İzmir bu Sarıkışla’dan Gelibolu bolu'ya acemiliğimiz orada geçti.
00:01:00
Görüşmeci:
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, Mehmet Bey rütbeniz var mıydı, Kore savaşındayken?
00:01:06
M. Esen: Bilmiyorum o böyle bir şeyle bilmiyorduk. Bir radyo vardı o radyo bizde de yoktu. Hiçbiriniz hayır, istihkamdım. Evet.
00:01:07
Hı hı.
00:01:11
Görüşmeci:
Hayır rütbeniz.
00:01:15
Görüşmeci:
Onbaşı mıydınız, çavuş muydunuz?
00:01:18
M. Esen: Onda şey diyorum, erdi gittim, onbaşı oldum yani oldu Kore’ye gelirken oldu yüzbaşıyım dedi. Abdullah Akay rahmet olsun.
00:01:27
M. Esen: Onbaşı oldun dedi. Yine 5 $ 5 $ ile gittim. 5 doları aylıktan geldim.
00:01:32
Görüşmeci:
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, er miydiniz piyade miydiniz, topçu muydunuz? Yazı işleriyle mi ilgilendiniz?
00:01:41
M. Esen: Şimdi efendim. Ben tahrip ve tahkibat uzman olmasaydım.
00:01:44
Göüşmeci:
O zaman yani piyade mi oluyorsunuz? Istihkam yani o zaman.
00:01:47
M. Esen: İstihkam.
00:01:50
M. Esen: Engineer oluyorum yani İngilizcesi Engineer oluyor. İstihkam
00:01:56
M. Esen: Öyle bir tahrip ve tahribe köprü yapardık efendim, ne bileyim yol menfezler yapardık.
00:02:02
Görüşmeci:
Mehmet bey şöyle bir şey sormak istiyorum, Kore'de iken hangi alay tabur bölük ve takımda olduğunuzu hatırlıyor musunuz?
00:02:19
M. Esen: Karargahtaydım ben. Siz karargâh bölüğündeydim diyorsunuz?
00:02:14
Görüşmeci:
Karargah.
00:02:17
Görüşmeci:
Hangi tabur olduğunuzu bilmiyorsunuz ama?
00:02:19
M. Esen: İstihkam bir taburduk zaten biz.
00:02:20
Görüşmeci:
Ha, tamam, şöyle bir.
00:02:22
M. Esen: Tugayın taburu.
00:02:25
Görüşmeci:
Peki şöyle bir şey sorayım, Mehmet bey Kore'ye vardığınız zaman Kore nasıl gözüküyordu? Koreliler nasıllardı?
00:02:30
M. Esen: Valla biz orada Koreli görmedik bi de ne bileyim yanmış bitmiş galiba biz Incheon muydu Neydi bu bir yerlere vardık.
00:02:40
Görüşmeci:
Şöyle bir şey sorayım, Mehmet Bey Kore'de iken hangi cephelerde yer aldınız en çok.
00:02:46
M. Esen: Valla.
00:02:48
M. Esen: Çıktık, Cheorwana gittik mançurya çıktık.
00:02:50
M. Esen: Cheorwanın
00:02:54
M. Esen: Evet, ondan sonra bir haber geldi. Bizi ihtiyati çekilme haklarımız vardı. Bir epey cephede kalıyorduk, ihtiyat dedik Bir evvel geldi bir akşamüstü bir gece bir gündüz gittik. Yunanların bir taburu mu varmış? Onlar mahvolmuş onları cephesini aldık.
00:03:09
M. Esen: Evet.
00:03:14
Görüşmeci:
Yunan cephesine gittiniz.
00:03:15
Görüşmeci:
Yunanlıların.
00:03:17
M. Esen: Çok gezdik oraları biz o şeyler dur.
00:03:22
M. Esen: Alt üst kaçıncı alaydı o Piyade alayı Amerikan alayı sağımızdaydı onlar
00:03:27
Görüşmeci:
Evet.
00:03:30
M. Esen: Çok yalvarırlardı, Tahsin yazdı. Rahmetli derdi ki ve tamam veriyorum.
00:03:37
M. Esen: Ama Celal Dora bayağı da böyle olurlardı. Biz ihtiyatta tugayın etrafında olurduk. Bomba hani takibat filan hazırdık biz o.
00:03:46
Görüşmeci:
Zaman peki şöyle bir şey soralım, Mehmet bey kore deyken kore savaşı'nın içinde ve en tehlikeli yerlerinde bulunurken en tehlikeli cephelerde bulunurken hiç hayatınızı tehlikeye girdi mi?
00:03:58
M. Esen: Kumkale var başımızın belasıdır orası bu gözlerim orada oldu benim.
00:04:01
Görüşmeci:
Yaralandınız yani
00:04:04
M. Esen: Seul da yattım.
00:04:08
M. Esen: Bir gün malzeme götürüyorduk. Ne götürüyorduk bende bilmiyorum. Gerçi şoför Mehmet miydi neydi şoför rampadan çıkıyoruz. Bir Jeeple(burade bir kelime söylüyor anlamıyorum ama İngilizcede jeep diye yazmış) yeni açmışlar yolu şoför vuruldu beni arabanın üstündeydim, araba çıktı, evet atladım, şoför vuruldu diye vitesi de geçiremedik, şoför kalkmıyor.
00:04:12
Görüşmeci:
Evet.
00:04:31
M. Esen: Yuvarladık.
00:04:33
M. Esen: Sonra yakalandık, bizi dövdüler beni çok bu ayaklarla mı geldin bunlar diye Seulda hastanede yattım ben.
00:04:40
Görüşmeci:
Peki, o dönem Kumkalesindeydim dediniz.
00:04:43
Görüşmeci:
Değil mi sonra Kumkalesi.
00:04:45
Görüşmeci:
He ikinci o zaman yaralandınız?
00:04:45
Görüşmeci:
Değil mi?
00:04:47
M. Esen: Ya o zaman Seul’de yattım işte. Çin çon neydi o zaman ben tanıdım o kızım küçük kızıma küçük kızınız ya.
00:04:56
Görüşmeci:
A sizin de bir.
00:04:57
M. Esen: Benim kızım değil ama.
00:05:00
Görüşmeci:
Oradaki yetimlerden bir tanesiydi. Onlarla ilgilendiniz.
00:05:01
M. Esen: He bir tanesiydi yavrucum yazık onu da aldık 5 $ alırdım ayda onu verirdim. Ben okula gönderirdim onu hastanedeyken.
00:05:13
M. Esen: Ya bir de Kerimimiz vardı bizim.
00:05:16
M. Esen: Mehmet babası, Mehmet babası Kerim onu şeyde gördük. Çalıların arasına bi bi şey göz tahkimatı yedik böyle.
00:05:16
00:05:27
M. Esen: Gidiyorduk, avcı kolu bi göz böyle değildim o zaman çivi gibiydim çok şükür.
00:05:34
M. Esen: Bi göz önü dedim Kaya oğlum dur bu ne bi şey var dur.
00:05:39
M. Esen: A çıktı. Bu kadar küçücük bilmiyor Adına cevap Mehmet? Ne olacak? Dedi ya vallahi Allah Kerim ha adını Kerim koyduk onun.
00:05:48
Görüşmeci:
O zaman siz diğerlerinden daha çok o çocuklarla ilgilendiniz.
00:05:53
M. Esen: Hep severim ben çocuklarımı.
00:05:55
Görüşmeci:
Peki sizin bölükte toplam kaç tane çocuk vardı ya da yetim ve sizin bölükte ya da sizin bulduğunuz ya da baktığınız kaç tane çocuk vardı?
00:06:01
M. Esen: Efendim.
00:06:07
M. Esen: Çin Çonu götürmedim, Kerim bizdeydi hep biz nereye Kerim de oraya dedim. Anası babası derdi onla da uzaktır dedi.
00:06:17
Görüşmeci:
Peki hala ayni gittiğiniz dönem kaç yılıydı? 2 sene önce gittiniz değil mi?
00:06:24
M. Esen: Evet.
00:06:24
Görüşmeci:
Hangi tarihte gittiniz Kore’ye tekrar.
00:06:26
M. Esen: Tam tarihini bilmiyorum. Bir bahar mıydı?
00:06:29
M. Esen: Ay şey olarak yıl olarak 2 sene önce.
00:06:34
M. Esen: Ha evet 11. ayın yedisinde 2 sene.
00:06:39
Görüşmeci:
11. ayın yedisinde gittiniz.
00:06:42
M. Esen: 11’inde mi döndük işte ama bir şey anlayamadık ki?
00:06:44
Görüşmeci:
Gezemediniz?
00:06:46
Görüşmeci:
Pekala Mehmet, başka bir soru sormak istiyorum size savaşın en kötü halini gördünüz. Siz oradan Kunuri’de gördünüz.
00:06:52
M. Esen: O da öyle.
00:06:53
M. Esen: değil.
00:06:54
M. Esen: Onu anlayamadık. Biz ne olduğumuzu bilemedik.
00:06:59
Görüşmeci:
Şaşırıp kaldınız.
00:07:00
M. Esen: Yeni geldik yani şöyle bir yerdi Kunuri kızım burası yar kim ne dersin desin?
00:07:07
M. Esen: Ben yaşadım.
00:07:11
M. Esen: Tahsin Yazıcı Tokyo’daymış görmüyoruz biz tabii dedikodu dolaşıyor. Albay başımız şeydi Celal Dora.
00:07:14
00:07:21
M. Esen: Amerikalılar kaçmış, cepheden geri çekilmişler. Celal Dora bu bi generali mi iki generali mi ne vurmuş güya.
00:07:30
M. Esen: Bilmiyorum, Amerikan general.
00:07:31
M. Esen: Evet ya İngiliz ya Amerikan biz buna rağmen Kunuri’de çok uğraştık. İstihkam Taburu biz 550 kişidir. Yani piyadeden bir tabur fazlalık var.
00:07:44
M. Esen: biz bizde istihdamda çünkü telsizimiz bizim vardır hem.
00:07:49
Görüşmeci:
Peki nasıldı oralar?
00:07:51
M. Esen: Çok savaştık, biz bir tabur 500 kişi bizim.
00:07:56
M. Esen: Kaçtı 69 kişi kaldık. Biz 500 kişiden evet 69 kişi kaldık. Biz sonradan toparlandık bu Kunuri'de.
00:08:06
Görüşmeci:
Sizin taburda değil mi sizin yanınızda?
00:08:08
M. Esen: Biz tank? alayını gitmiştik biz gide gide bir, bayrak gördüm hep. Yalınayak yürüyemiyoruz, açız.
00:08:17
M. Esen: Yön buluyoruz, güneşe bakıyorum ben.
00:08:20
Görüşmeci:
İyi.
00:08:21
Görüşmeci:
Yön de buldunuz aynı zamanda.
00:08:22
M. Esen: Güneş arkanı baktığında yönü buluyorsun güneş gördüm. Öyle öyle bulduk. Gittik bir yerlere gittik yani bizim güney tarafına.
00:08:32
M. Esen: Ben hâlen timim çok şeyim timdeydim ben.
00:08:36
Görüşmeci:
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, Mehmet bey sizi yorduğumuzun da farkındayız.
00:08:40
Görüşmeci:
Savaş bittikten sonra 2016 yılında tekrar Kore'ye gittiğinizden bahsettiniz.
00:08:47
Görüşmeci:
O zaman git gitmeden önce Kore'nin en kötü halini gördünüz Sonuçta Kore’nin hiç bu kadar gelişeceğini tahmin edebiliyor muydunuz?
00:08:58
M. Esen: Ağladım gördüğünüz zaman mı? Ekselans? Kore insanları çok mutlu insanlar( burayı direkt İngilizce söylüyor) Biliyorsunuz Ben de öyleyim, Ben anlamıyorum
00:08:59
Görüşmeci:
Hı hı.
00:09:09
M. Esen: Uluslararası Müze, Seul.
00:09:14
Iıı.
00:09:15
Denk kuka?
00:09:17
Enku attı.
00:09:20
Busan, Busan, Busan Busan.
00:09:26
Şehitliğimizi gör ben gördüm, gelmek istemedim.
00:09:27
00:09:32
Hazır böyle karartan aynı şey.
00:09:37
M. Esen: Bir tane burada.
00:09:39
M. Esen: Gül.
00:09:40
M. Esen: Bir tane burada şehit.
00:09:42
M. Esen: Gül.
00:09:46
M. Esen: Öyle gül şehitlik halıı halı.
00:09:46
M. Esen: Evet.
00:09:51
M. Esen: Thank you very much Koreans
00:09:54
M. Esen: I love you …
00:09:59
Görüşmeci:
Peki Mehmet Bey şu an çok duygusallaştığınızın da farkındayız. Size son bir soru sorup sizi. Çünkü daha fazla yormak istemiyoruz.
00:10:05
M. Esen: Yok alışkınım ben
00:10:08
Görüşmeci:
Size son bir soru soralım, 2020 yılı Kore Savaşı'nın başlamasının 70. Yılı olarak kabul ediliyor. Evet.
00:10:19
Görüşmeci:
Gençlere, özellikle de Korelinin, Korelilerin yeni jenerasyonuna, küçüklere iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı aylık kan?
00:10:31
M. Esen: Aynı kan Same blood devam.
00:10:34
M. Esen: Böyle devam Happy korean people Ladies and gentlemen Dilmen kavurma Children.
00:10:42
M. Esen: Ladies and getlemen again
00:10:45
M. Esen: Yuh, diyor teki world teki world, the work kablotaşı koruyan pek bunun en Türk'tür.
00:10:49
Değil.
00:10:54
Thank you so much Excelance I am happy you too maybe
00:11:02
Thank you very much Mehmet bey sizi yorduğumuzun farkındayız. Bana böyle bir şeyi verdiğiniz için şansı röportaj. Şansımı verdiğiniz için çok teşekkür ediyor.
00:11:12
M. Esen: Vericem vericem gene de vereceğim yalnız bir ricam var.
00:11:17
M. Esen: Söyledim size dışarıda düdüğü attım mı tutayım yine ekselans. Peki ne rica ettiniz he şu?
00:11:27
M. Esen: Silver star'ımı(madalyası sanırım) Ve bir de top mermisi olan bir Kore armeasının.
00:11:35
M. Esen: 2 madalyam yok benim lütfen I need them volvo.
00:11:40
Görüşmeci:
Ben bu dileğinizi onları ilerler ileteceğim endişelenmeyin lütfen. Röportajı bana verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
Kaynak dosya: 3.Mehmet Esen (Okan).docx