
1931 · Turkish · Turkish
Yusuf Artuç
Görüşme transkripti
Yusuf Artuç
Video Bağlantısı: https://www.youtube.com/watch?v=0ldHYNQUxJA
00:00:37
İlk önce bizimle röportaj yaptığınız için çok teşekkür ediyoruz. İsminizi öğrenebilir miyim?
00:00:43
Yusuf Artuç.
00:00:45
Yusuf bey hoş geldiniz, doğum tarihinizi öğrenebilir miyiz?
00:00:48
1931 doğumluyum. Yedinci ayın birinde dünyaya geldim.
00:00:56
Çok teşekkür ediyoruz. Yusuf bey ilkokul mezunu musunuz?
00:01:00
İlkokul mezunuyum.
00:01:03
Beşinci sınıfa kadar okudunuz yani?
00:01:04
Evet.
00:01:08
Şöyle bir soru sormak istiyorum, Yusuf bey, ailenizde kaç kişi miydiniz? Anneniz babanız hangi mesleklerle uğraştılar?
00:01:17
Rençberlikle (çiftçilik) uğraştık. Annem, babam onlar vefat etti. Benim askerliğim çıktı.
00:01:24
Şimdi kaç kardeşsiniz Yusuf bey?
00:01:26
Biz 4 kardeşiz.
00:01:27
Kaçı kız kaçı erkek?
00:01:31
Dördümüzün ikisi kız ikisi oğlan.
00:01:33
Peki hangi tarihte, ne zaman askere alındığını hatırlıyor musunuz?
00:01:40
İşte diyorum ya sana, yedinci ayın birinde.
00:01:46
Askeri alınmanız ne zaman?
00:01:47
Doğdum dünyaya geldim. Yedinci ayın birinde, asker oldum işte.
00:01:55
Doğumum, doğumum.
00:01:57
Askere ne zaman alındınız?
00:01:58
1952’de.
00:02:01
Peki askere alınır alınmaz mı Kore’ye gittiniz yoksa gönüllü mü oldunuz?
00:02:09
Kura ile çektik. Kura ile.
00:02:14
Kura ile çektik, asker oldum.
00:02:17
Peki Yusuf bey rütbeniz var mıydı?
00:02:22
Çavuştum, istihkam çavuşuydum ben.
00:02:25
Çavuştunuz.
00:02:26
Mayınları döşerdim. Mayınları açardım.
00:02:30
Mayın döşemekti göreviniz?
00:02:31
Evet.
00:02:33
O zaman bombacıydınız. Bomba döşemekle görevliydiniz değil mi?
00:02:45
Evet, patlatmak için de, karşımızda Kuzey Kore vardı.
00:02:51
Peki Kore'ye diğerleriyle aynı tarihlerde benzeri tarihlerde gittiğiniz söyleniyor. Hangi tarihte gittiniz acaba hatırlıyor musunuz?
00:02:59
Valla altıncı ayda mıydi yedinci ayda mı işte, o aralarda gittik.
00:03:03
1952 yılında değil mi?
00:03:05
52 yılında evet.
00:03:08
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, Yusuf bey geri dönmeniz bir yıl sonra mıydı?
00:03:13
Bir yılı geçti.
00:03:15
Bir yıl bir ay falan mı?
00:03:16
2 ay geçti, neden geçti, buraya birlik gelmeyince, gelecek ki biz ona cepheyi teslim edelim, o gelen gemiye binelim, Türkiye’ye gelelim.
00:03:29
Peki Kore'deyken hangi alay hangi tabur, bölük ya da takımdaydınız, hatırlıyor musunuz?
00:03:34
2. tabur, karargah bölüğü.
00:03:38
Karargah bölüğündeydiniz.
00:03:40
Evet.
00:03:41
İstihkam çavuşuydum ben.
00:03:44
Kore'ye vardığınız zaman Kore nasıl gözüküyordu? Koreliler nasıl gözüküyordu? Dikkatinizi çeken şeyler oldu mu?
00:03:50
Koreliler biz gittiğimiz gibi, indik ya, gemiden indik ya Incheon’da, bizi direkt aldılar cemselerle doğru cepheye, cepheye gittik.
00:04:08
O zaman çok fazla gezme imkanınız ya da görme imkanınız olmamış.
00:04:13
Oldu, cepheye gittik. Cephede onları görebildik.
00:04:22
Orada gördünüz Korelileri.
00:04:25
Korelileri cephede… Bizim asker var mevzilerde anladın mı, onları geriye yollayacağız ki bizim bindiğimiz gemiyle onlar Türkiye'ye gelsin.
00:04:37
Peki Kore'deyken hangi cephelerdeydiniz, biliyor musunuz?
00:04:41
Kumkale’sinde.
00:04:42
Kumkale’sindeydiniz.
00:04:43
O bizim cephenin altında Aynalıköy vardı, hiç unutmam.
00:04:47
Aynalıköy.
00:04:48
Aynalıköy.
00:04:50
38 az dairesi (burası anlaşılmıyor. 38. paralel kastedilmiş olabilir) vardı işte orada anladın mı, bizim asker orada çok kırıldı.
00:04:56
Nerede tam olarak 38?
00:04:58
38 az dairesi diye bir yer var, vadi. Vadinin içinde sıkışınca bizim asker yanlarımızdaki birlikler yabancı. İngiliz, Amerika hepsi var. Onlar kaçınca, cepheden geriye kaçınca bizi orada kıstırdı Kuzey Kore.
00:05:16
38. hat diye geçiyor, değil mi?
00:05:18
38. az dairesi.
00:05:24
Orası, kan gövdeyi götürdü yani.
00:05:28
İşte, orada askerimiz çok kırıldı işte.
00:05:32
38. hat diyorsunuz.
00:05:33
Az dairesi, he.
00:05:39
Kanın götürmesi insanları.
00:05:42
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, siz aynı zamanda bombacılara da ya da el bombası ya da bilmem ne, el bombasıyla da ilgilendiniz.
00:05:49
Hepsi, hepsi var bizde.
00:05:55
Onların el bombalarına sap takılıdır, bizimkiler öyle değil.
00:05:58
Mayınla ilgilendiniz siz.
00:05:59
Antitank mayını var.
00:06:01
Aletlerimiz var elek gibi, demir parçası 25 santimi bulur. Gitme ileri diyor. Stop diyor, yani dur.
00:06:13
Peki şöyle bir şeyler sormak istiyorum, mayınları döşemek aynı zamanda tehlikeli işlerden biriydi. Siz Kore Savaşı'ndayken hayatınız hiç tehlikeye girdi mi, hiç yaralandınız mı?
00:06:26
Bir iki arkadaşım yaralandı.
00:06:32
Onları tedavi edemedik, iyi edemedik. Askeri cipiyle getirdik ya hastaneye. Onlar da Tokyo'ya gönderdi o 3 arkadaşımızı. Birisi öldü de ikisi yine yaralı geldi, iyi oldu. Geldi, birbirimize geldik.
00:06:51
3 arkadaştan biri öldü.
00:06:54
Yani orada mayın döşerken de aynı zamanda…
00:06:55
O mayın çok kötü mayın, bir patladı mı Allah bırakmasın kendi geçiyor koca yere. (son kısım anlaşılmıyor)
00:07:01
Peki şöyle de bir soru sormak istiyorum, Kore’deyken bayağı da hani zorlanmışsınız belli bir durum, yemek ya da öyle bir…
00:07:13
Yemek memek yok. Yediğimiz konserve.
00:07:17
Konserve yediniz siz.
00:07:17
Konserveyle idare ediyorsun. Helikopter var getiriyor. Dağın tepesindesin, yayan çekilecek gibi değil ki. O helikopterin ineceği yeri düzeltiyoruz, oraya iniyor, oradan kalkıyor.
00:07:33
Anladın mı? O çakıllı toplara yer yapıyoruz. Bütün keresteyi onlar getiriyor. Tekerleklerini onlar getiriyor. Biz orada montaj yapıyoruz.
00:07:43
Kuzey kore'ye karşı namluyu çeviriyoruz. Namlunun içine girip öyle temizlersin. Öyle ufak bir şey değil.
00:07:51
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, Yusuf bey benim duyduğuma göre aynı zamanda yemek olarak çoğu Türk askeri sıkıntı yaşamamış sigarasından tut her bir şeyine…
00:08:02
Sigara veriyorlar, bak yemek yeri geldikten sonra veriyorlar.
00:08:08
Ha karargahta yiyordunuz yani?
00:08:10
Ha tabi o zaman cephede, cephe hakkın bitti mi 3 ay. (burası anlaşılmıyor)
00:08:16
3 aydan sonra gelip sen birliğinden yaparsın o yemeği, onları yersin. (burası anlaşılmıyor)
00:08:24
Peki oradayken, Kore Savaşı'nın içerisindeyken en çok aklınızda kalan şey neydi Yusuf bey?
00:08:30
Oradaki gezdiğimiz hatıralar, gezdiğimiz gördüğümüz hatıralar.
00:08:35
Mesela en çok ne gördünüz ya da en çok ne dikkatinizi çekiyor?
00:08:38
Şimdi onlar öyle bir millet ki 2012’de ben oraya geziye gittim.
00:08:46
Dünya Kupası'nın olduğu zaman mı?
00:08:49
2010’da, 11’de.
00:08:53
2011’de gittiniz.
00:08:56
Gittim, geziye.
00:08:57
Evet.
00:08:57
Ve orada gittik, bizi sağ olsunlar, Güney Koreliler elinden gelen hizmeti, ikramı yaptı.
00:09:07
Yani insanlığını bildirdiler.
00:09:10
Çarşıya çıkardık, bize böyle sarılırlardı. Kralın sarayında bize yemek öldürdüler.
00:09:18
Peki Yusuf bey şunu sormak istiyorum, size siz Kore Savaşı'ndayken en sert, en zor zamanları orada geçirdiniz ve Korelilerin de ne kadar savaştan dolayı kötü hallerde olduğunu gördünüz…
00:09:32
Allah onları göstermesin kızım bak, o Güney Kore halkını ben…
00:09:38
Benim babam hocaydı.
00:09:41
Beni okuttu. Allah bin kere razı olsun.
00:09:45
Ben onların acılarını gördüğüm halde koli koli makarna götürdüm, koli koli şeker, yumurta. Aç, aç. O yediğimiz yemekler varillere dolar, bir yere çukur kazmışlar 500 metrekare yeri, 5 yerden kapısı var. O pislikler oraya döker, ilaçlarlardı ki kokmasın hani.
00:10:11
Oradan gider dener dener seçerler, yerler. Kimisinin kolu yok, kimisinin ayağı yok. Onları ben öyle görünce yediğim yemeği ben yemezdim onlara verirdim.
00:10:23
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum size, savaşın bittiği dönemlerde ya da ateşkes görüşmelerinin başladığı bu dönemde aynı zamanda…
00:10:34
Bizde bitti, üçüncü kafilede bitti savaş.
00:10:38
Peki şöyle bir şey sorayım size, sizin o dönem ateşkes ilan edildiği zaman, Kore Savaşı bittikten sonra ülkenize döndünüz doğal olarak Türkiye'ye...
00:10:50
2 3 ay geçti bizim günümüz ya.
00:10:56
Buradan gelen kafile gecikti, geç geldi biz onlara teslim edeceğiz ki o gelen kafileye teslim edelim.
00:11:05
Türkiye'ye gelelim.
00:11:07
Ama gecikmemiz o 2 3 ayın içinde oldu.
00:11:10
O zaman ateşkes ilan edildi.
00:11:12
O zaman bitti yani bizde bitti.
00:11:16
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum size, ateşkes olduktan sonra ülkenize doğal olarak döndünüz. O dönem hiç Kore'nin bu kadar gelişeceğini, bu kadar hal alınacağını hiç hayal edebiliyor muydunuz?
00:11:28
Yok, yok, yok. Şimdi gittim ya 2012’de Güney Kore’ye, geziye.
00:11:36
2011 mi 12 mi?
00:11:39
11 de sen hadi.
00:11:44
Hala duruyor benim şeyim, pasaportum. Halen duruyor.
00:11:50
Adamlar, o devri gören adam, şimdi gördüm ya ben orada Türkçe anlatamıyorum. Bizim talebeler var orada bizim Edirneli bir çocuk var. 8 dil biliyor. Bizim başımızda o gezdirdi.
00:12:04
O çevirmenliğinizi yaptı.
00:12:06
Yani Allah inandırsın, onların o kağıtların üstüne koyuyorlar. Pirinci ayırırlar, ekmeği falan ayırırdılar, bisküvileri yemişler, at yarısını yarısı duruyor. Şöyle bir kağıdın üzerine onları yerlerdi. Şimdi gitti. Ohoooo.
00:12:27
Nasıldı?
00:12:28
Adamlar kral mı kral, kral mı kral. Fakat Amerikan arkadaşlar da çoktu, orada yerleşmişler.
00:12:38
Peki şöyle bir şey sormak istiyorum, Yusuf bey, savaştayken Kore’nin o kadar gelişeceğini hiç tahmin etmiyordunuz.
00:12:45
Hayatta bilmezsin. Adamlar şimdi o kadar güzel giyiniyorlar. O kadar gözleri tok ki çarşıda geliyor boynuna sarılıyor, ağlıyor, “dede dede siz olmasaydınız”.
00:12:57
Peki şöyle bir şey sorayım o zaman.
00:12:58
Biz onlarla şimdi kardeş olduk kardeş, onlarla.
00:13:02
Peki şöyle bir şey sorayım size, savaş bittikten sonra orayı da gidip gördünüz. Bir Kore gazisi olarak neler hissettirdi bu size?
00:13:11
Aman. Şimdi, Allah kimseyi bırakmasın.
00:13:17
Harp çok kötü bir şey kızım. Onlar yoksul, gücü yetmedi işte Amerika’yla birleştiler. Amerika da Nato'dan asker istedi her devletten. O zaman 16 devlet vardı dünya üzerinde.
00:13:38
Biz gittik oraya, anladın mı? Bizi havada tuttular, neden? 25. Tümen komutanı.
00:13:45
Bak hiç unutmam.
00:13:47
Bizi havada tuttular, bize verilen görev, bizim önümüzde cephe mephe, Kuzey Kore kalmadı. Hep kaçtı, neden kaçtı?
00:13:57
Çalıştık, mevzilerimizi yaptık, tanklarımızı.
00:14:02
Peki o halde, Kore'nin o en son 2011 2012 tarihlerinde gittiğiniz zaman gördüğünüz Kore…
00:14:09
Yollar cennet, asfalt her taraf. Bağ bahçe olmuş hepsi.
00:14:15
Bir Kore gazisi olarak iki ülkenin ileride birleşmesini istiyor musunuz?
00:14:18
Tabii birleşmesi… Ya istemez mi insan, istemez mi?
00:14:24
O zaman son bir soru sorup Yusuf bey bu röportajı bitirelim sizi de bütün gün yorduk zaten.
00:14:28
Şimdi bak kızım, onların askerlerini tutuyoruz. Onlar 3 4 kişi bir silahın başında ama nüfusu çok. Yani bizim 64. piyade alayının önünde diyelim ki 1000 kişi var, onlarda 3000 kişi var karşımızda.
00:14:49
Ama bir silahın başında 2 kişi 3 kişi var.
00:14:53
Onlar aç. Öyle silahları yok. 2 3 tane onlardan esir tuttum.
00:14:57
Bak, getireceğim şimdi yalvarıyor diyor ki benim bebekler var diyor, ne olursun beni bırak, Allah inandırsın, öldüremedim, silahımı çekip öldüremedim. Gözlerimden yaş geldi. Ben aile çocuğuyum.
00:15:15
Adamın zoruna gidiyor. Nasıl canına kıyılır, ateş edilir mi bir insan insana.
00:15:20
Son bir soru soru soracağım size, 2020 yılı Kore Savaşı'nın başlamasının 70. yılı olarak kabul ediliyor. Siz Koreli gençlere, gelecek nesillere iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
00:15:34
Valla onlar gelsinler yanıma, yemem, onlara götürürüm. Onlar bize neler yaptı o gezide.
00:15:42
Siz Kore’yi gezdiğiniz dönem, değil mi?
00:15:45
He geziye gittiğimiz vakit. Gelsinler onları ben kardeşimden evladımdan çok severim. Bir ay mı kalacak, bir sene mi kalacak, yerim var benim.
00:15:56
Misafir ederim.
00:15:59
Oturursa da diyelim, evet otur burada gel burada, bu ev senin.
00:16:02
Yusuf bey, bu güzel röportaj için ben açıkçası böyle bir şansı bana verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Böyle güzel hikayeleri de sizden dinlemek çok büyük bir zevkti. İzin verirseniz artık röportajı bitirelim. Sizi de çok yorduk çünkü.
00:16:18
Yok ya yok.
00:16:20
Ne olacak kızım? Geldik, gidiyoruz işte.
Kaynak dosya: 10.Yusuf Artu (Ege).docx